Hogwarts Akademik Okulu

Hogwarts Sanal Alemde!
 
AnasayfaPortalKayıt OlGiriş yap
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
Duyurular

Sitemizle ilgili duyuruları buradan yapacağız

En son konular
» Isabella Katherine Dragon
Salı Mayıs 29, 2012 11:14 am tarafından Isabella Katherine Dragon

» Öğrenci Alımları
Paz Ocak 09, 2011 2:02 am tarafından riddle

» # Alımlar #
Cuma Ara. 17, 2010 11:39 pm tarafından onur123

» ~~ Alımlar ~~
Cuma Ara. 17, 2010 11:38 pm tarafından onur123

» Derse Alımlar
Cuma Ara. 17, 2010 5:32 pm tarafından onur123

» Ders Alımları
Cuma Ara. 17, 2010 5:31 pm tarafından onur123

» Derse Başvur
Cuma Ara. 17, 2010 5:29 pm tarafından onur123

» Derse Alımlar
Cuma Ara. 17, 2010 5:26 pm tarafından onur123

» - Alımlar -
Cuma Ara. 17, 2010 5:25 pm tarafından onur123

Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 61 kişi Perş. Mart 03, 2011 9:48 pm tarihinde online oldu.

Paylaş | 
 

 Harry Potter ve Kolpa Dünya

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
John Taighzér
Hogwarts Müdürü/Sihir Bakanı
Hogwarts Müdürü/Sihir Bakanı
avatar

Mesaj Sayısı : 37
Yaş : 26
Rp Sevgilin : Skyler Keira Knightley
Savaş Tarafın : Z.A.Y
Asan: : Yok--
Kayıt tarihi : 21/01/08

Karakter Özellikleri
Özel Yetenek: Zihnfendar

MesajKonu: Harry Potter ve Kolpa Dünya   Ptsi Haz. 23, 2008 4:01 pm

www.hortkulukavcisi.com'dan alınmıştır


1.Bölüm

İSKELE LORDU


Soğuk bir gece rüzgarı derme çatma bir kulübenin tahta kapısını tokatlarcasına sarsıyordu. Kulübenin yanına yazılmış olan “Buraya çöp döken eşşektir “ yazısı karanlıkta zor seçiliyordu . Kulübenin ahşap duvarları bakımsızlıktan rezalet bir durumdaydı.Tavanın durumu da pek farklı değildi.Pencereler kapalıydı ama rüzgar bir şekilde içeri giriyordu.Tüyler ürpertici bir soğuk vardı.Odanın kapıya uzak ucunda 51 ekran bir televizyon açıktı.Bu televizyonun tam karşısında yıllardır temizlik yüzü görmemiş gibi görünen bir kanepenin üstünde biri uzanmış soğuktan hafif titreyerek televizyonu seyretmekteydi.

Adamın suratı normal bir insanınkinden çok farklıydı.Gözleri yuvalarından her an fırlayabilirmiş gibi duruyordu.Üstünde Çarşamba pazarında 2 liraya bulabileceğiniz beyaz bir atlet vardı.Altındaki aldığında rengi beyaz olan ama şimdi beyaz dışında her renge benzemiş olan paçalı don ise oldukça yıpranmıştı.

“Kılkuyruk “ dedi adam .Sesindeki öfke Alihan’ın Ajdar’a duyduğundan bile fazlaydı.” Sen ne geri zekalı bi herifsin. Sana kaç kere doğalgaz parasını yatırmayı unutma demedim mi ? Soğuktan zatürre olursam sen o zaman göreceksin gününü. “

“Özür dilerim lordum .. Aa yani pardon ağam. Bundan sonra size böyle hitap etmem gerektiğimi unutmuşum.” Televizyonun sağında bir koltuğa sinmiş olan bodur ve fareye benzer suratlı bir adam konuşuyordu. “ Ama size söylediğim gibi verdiğiniz parayla hem ganyan kuponunu yatırıp hem de faturayı nasıl yatırabilirdim.Birini seçmek zorundaydım.Sizin ‘ Snape’ten sağlam tüyo aldım ‘ dediğinizi hatırlayınca ganyanı yatırdım.”

“ Tamam tamam.. Sus da televole başladı onu izleyelim. Şu Hülya Avşar yok mu ? Hastayım ona . “ dedi karanlık ağa ağzından salyalar akıtarak.

“Yok be ağam ben sevmiyorum Hülya Avşar’ı.Yaşlandı artık.Yenilere bakmak lazım” dedi Kılkuyruk bahçeden topladığı incirleri yemeden önce tatlansınlar diye birbirine sürterken.

“Konuşma hıyar.Duyanda sanacak Angelina Jolie’nin kucağında büyüdün , Paris Hilton da kapı komşun.Bacak kadar boyunla kadın da beğendiremiyoruz” dedi Karanlık ağa küçümser bir bakış atarak “ Bi daha da bana ‘ağa’ deme .Kıl oldum bu lafa.Gazi Antep’te bi ağanın mekanında yediğim kebabın hastası oldum diye ‘ağa’ deyin bana dedim ama vazgeçtim.Biz ‘lord’a devam edelim”

“ Ve şimdi de Bodrum’da üstsüz yakaladığımız Hülya Avşar’ın görüntüleri geliyor ekranlarınıza” diye gürledi televizyondaki ses.

Karanlık Lord heyecanla izlemeye koyuldu.” Oooh çıktı benimki.İzleye – Noluyo .”

Bir anda kulübenin bütün ışıkları sönmüş ve televizyon da kapanmıştı.” Dumbledore bunağı mı geldi yoksa” derken bir beyzbol sopası çıkardı koltuğun altından.

“Lordum o elinizdeki ne ? “ diye sordu Kılkuyruk.Pencereden giren solgun ay ışığında lordunun elinde gördüğü sopayı işaret ederek.

“ Yeni asam.Hem büyü yapıyorum hem de kafaya geçirdiğimde pekmezi akıtıyo” dedi lord sakin bir sesle.Bir yandan da dışarıyı gözlüyordu. “ Bittin Dumbledore .Bu sefer yaktım çıranı.”

“Lordum” dedi korkmuş bir sesle Kılkuyruk.” Dumbledore falan gelmedi.Sakin olun.” Bir an durakladı korkusundan geriye doğru yürümeye başladı. “ Ben elektrik faturasını yatırmayı unuttum. “

“Allah senin belanı versin. Ne biçim lordum lan ben. Elektrik yok doğalgaz yok.. Bu ne biçim hayat. İskele lordu muyum lan ben ?” sinirden deliye dönmüştü lord. “ bari bi gideyim duş alıp rahatlayayım.”

“ Lordum bu gün köstebekleri avlamak için bahçeyi kazarken yanlışlıkla su borusunu patlattım ..Yani anlayacağınız su da yok “ dedi Kılkuyruk ürkek bir sesle.

Lord yere eğildi .Yerden aldığı yarısı yenmiş bir elmayı Kılkuyruğun kafasına fırlattı.”Oooh bunla sülale doyar be “ diyerek elmayı yemeye başladı Kılkuyruk.”Lordum.Neden sihirle su yaratmıyorsunuz ? “ diye sordu .

“ Küresel ısınma var diye Sihir Bakanlığı suları kesti . 4 gün su yok. Yani su falan yaratamıyoruz. “ dedi lord atletinin altından sırtını kaşıyarak. “ Snape’e söyle yarın gelirken Hogwarts’tan bi kova su getirsin.Beleşçi Dumbledore bakanlıkla konuşup öğretmenlerin su sihri yapması için izin almış. “

“Tamam lordum “ dedi Kılkuyruk. “ Ben bir Hogsmade’e cisimleneyim de Snape ile buluşayım. “

“ Cisimlenme oğlum.Toplu taşıma kullan .Git Hızır Otobüs’e bin .Al benim akpili şu masanın üstünden .Trafik olmasın “ dedi karanlık lord ve onun kapıdan çıkışını izledi.Kısa boylu adam kapıdan çıkıp karanlığın içine dalacakken ayağı takılıp düştü. Küfür ede ede ayağa kalktı ve karanlığın içinde kayboldu.

Karanlık Lord koltuğa yayıldı ve uykuya dalmak için gözlerini kapadı. Aniden kapı çalmaya başladı.”Kim bu saatte ya ? “ diyerek sinirle ayağa kalktı lord .Kapıyı açtı.Karşısında iki adam vardı.Biri kısa boylu ve şişmandı. Pala bıyıkları ağzını kapatıyordu. Koca burnunun hemen yanında tırnak büyüklüğünde bir ben vardı. Başında siyah bir kasket, üzerinde ise bir keten pantolon ve siyah çizgili sarı bir kazak vardı.

Diğer adam ise uzun boyluydu. O kadar zayıftı ki vücudu sadece kemikten mi oluşuyor diye merak edilebilirdi. Öteki adamın pala bıyıklarının kopyası onun gözlerinin üstündeydi. Kaşları E-5 Karayolunu andırıyordu. Çok kalın ve uzundular. Birbirinden ayrı iki kaşı yerine tek bir kaşı vardı. Üzerindeki yeşil gömlek oldukça eski görünüyordu. Altındaki kadife pantolon ise o kadar kısaydı ki ayak bileklerinin net bir şekilde görünmesine yol açılıyordu.

Ama iki adamın ortak noktası ikisinin de elinde birer davul olmasıydı.” Siz kimsiniz kardeşim ? “ dedi lord adamaları baştan aşağı süzerek.

“Biz Ramazan davulcusuyuz abi “ dedi kısa olanı. “ Bu sene bahşişleri erkenden alıyoruz. Bazen bütün ay çalıyoruz. Paramızı isteyince vermiyolar.Biz de önlem aldık. “

“ Ben oruç tutmam kardeşim. Ne bahşişi ? “ dedi lord öfkelenerek.

“Yok ya “ dedi uzun olan ilk kez konuşarak. “ Biz nerden bilecez senin oruç tutmadığını. Ya bizi kandırıyosan. Biz çaldığımıza sen de uyanacaksın sonuçta. “

“Bak kafamı bozmayın “ dedi lord sabrı taşmış bir halde. “ Bi Avada Kedavra ..Yıkarım sizi yere.” Ama o anda lord beyzbol sopası şeklindeki asasını koltukta unuttuğunu hatırladı.

Davulcular sırıtmaya başladı.Lordun yüzündeki ifadeden asasını unuttuğunu anlamışlardı. “Sen bizi ne sanıyon ? Muggle mı ? Biz de büyücüyüz. Bu davul tokmakları da asamız. Asanın yanında olmadığını anladım. Biz seni fena yapmadan ver bahşişi. “ dedi kısa olan sırıtarak.

“Siz benim kim olduğumu biliyo musunuz ? “ dedi Lord kendinden emin bir şekilde. “ Ben Lord Voldemort ‘um. “

“ İstersen yüzüklerin efendisi ol. “ dedi uzun olan. “ Biz işimize bakarız . Ver parayı , dinle kafayı .”

Voldemort sinirli bir şekilde cebinden çıkardığı 20 YTL ‘yi kısa olanın eline tutuşturdu. Ve dönüp kapıyı çarparak kapattı.

Voldemort koltuğa oturdu ve sakince düşünmeye başladı. Acaba Chelsea’nin maçı ne olmuştu. Oynadığı iddaa kuponunu cebinden çıkarıp incelemeye başladı. Bütün bu zorluklar yetmezmiş gibi bir de Harry Potter’ı ortadan kaldırması gerekiyordu. Taktığı gözlük dedeminkinden bile büyük diye düşündü Voldemort. Tam bu düşüncelere dalıp gidecekken kapıya vurulmaya başlandı.

Voldemort söylene söylene ayağa kalktı ve kapıyı açtı…..

_________________
Skyler Keira Knightley..
..

Skyler Keira Knightley ile Sorunu Olanın Sorunu olurum Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartsforum.turkproforum.com
John Taighzér
Hogwarts Müdürü/Sihir Bakanı
Hogwarts Müdürü/Sihir Bakanı
avatar

Mesaj Sayısı : 37
Yaş : 26
Rp Sevgilin : Skyler Keira Knightley
Savaş Tarafın : Z.A.Y
Asan: : Yok--
Kayıt tarihi : 21/01/08

Karakter Özellikleri
Özel Yetenek: Zihnfendar

MesajKonu: Geri: Harry Potter ve Kolpa Dünya   Ptsi Haz. 23, 2008 4:06 pm

2.BÖLÜM

NERDE BELEŞ ORAYA YERLEŞ


Voldemort kapıyı açtığında karşısında çelimsiz ve kısa boylu bir adam vardı. Adamın elbiseleri kir içindeydi.Kahverengi ceketinin üstü pula benzer kalıntılarla kaplıydı.Voldemort yakından bakınca adamın burnunu ceketine sildiğini ve bunların da pul değil sümük olduğunu anladı.

“Mundungus” dedi Voldemort gözlerini adamın suratına dikerek.”Burada ne işin var bu saatte ? “

“Bi kahve ikram edersin diye düşünmüştüm “ dedi Mundungus. Gözlerindeki ışıltı Voldemort’un gözünden kaçmadı.

“Ne kahvesi ? “ dedi Voldemort bıkkın bir halde. “Evde hiç kahve yok! “

“ Böyle diyeceğini bildiğim için yanımda bunları getirdim “ dedi kurnaz bir ifadeyle Mundungus. Ardından ceketinin cebinden 3 paket Nescafe 3’ü Bir Arada çıkardı. “Sen suyu ısıtmaya başla Voldi. Ben de biraz koltukta dinleniyim.

“ Ulan sen ne utanmaz , ne laubali bi herifsin. Altı üstü sigara paketim bitmişti , seninkinden üç tane aldık diye kankam oldun çıktın. Yeter be. Bari gel bardakları çıkar. Her işi bana yaptırma. “ dedi Voldemort isyankar bir sesle.

“ İyi ben bardakları çıkarırken sen de lahmacunları söyle “ dedi Mundungus .” Benimki acılı olsun. “

“ Ne lahmacunu hayvan herif ? “ dedi Voldemort. “ Bi de ona para veremem. “

“Amma tantana ettin be Voldi. “ dedi Mundungus. “ Merak etme kendi paramızı kendimiz öderiz. “

“ Ulan senin para ödediğin nerde görülmüş beleşçi herif. Beleş mezar bulsan içine girersin.” Voldemort bir yandan çaydanlığı çıkarırken bir yandan da Mundungus’a laf yetiştiriyordu.

“ Valla bu sefer ödiycem parayı be kanka. “ dedi güven veren bir ses tonuyla. “ Ayıp ediyosun. Kalbimi kırıyosun. “

“ Lan evde su yok. Ne halt yiycez şimdi? Senin Nescafe işi yattı Mundungus’çum .” Voldemort biraz keyiflenmişti. “ Hadi artık evine git. “

“ Lahmacunlar gelsin be Voldi. Dur ben arıyorum. “ Mundungus cep telefonuyla ikisi kendisine biri Voldemort’a olmak üzere 3 lahmacun sipariş etti. “ Ee nasıl gidiyo hayat ? Manita var mı ? “

“ Yav sus be adam. Ne manitası. Tipimi görmüyo musun? Bu surata hangi kadın bakar.” Voldemort’un sesinden üzüntülü olduğu anlaşılıyordu.

“ Orası da doğru be kardeşim. Tipe bak çay demle. Ne biçim bi tipin var senin arkadaş. Senin kadar da sıfatsızına rastlamadım.” Mundungus sakince yorumluyordu. “ Bizim köyde Mahmut usta vardı. Ona da traktör çarptıydı tarlada. Onun suratı bile seninkinin yanında Brad Pitt gibi durur. Yani – “

“ Yeter be sus! “ dedi Voldemort öfkeyle. “Ye lahmacununu da git.”

“ Benim sana açmak istediğim bir konu vardı güzel kardeşim. “ dedi Mundungus sesine dostça bir tını vermeye çalışarak. “ Yardımını isteyecektim. “

“ Sana yardım eden senin gibi olsun be! “ dedi Voldemort öfkeyle “ Söyle bakalım yine ne istiyosun ? “

“ Abicim şimdi Hogsmade’de Üç Süpürge’nin karşısında 800 lira kiraya bi dükkan bulmuşum aklın hayalin durur. Oraya bi çeki düzen verip Türkü Bar açmayı planlıyorum. Hogwarts’taki hocalar efkarlandığında efkar dağıtacak yer bulamıyolarmış. Dumbledore Flitwick’e söylerken bizim Draco duymuş. O anlattı.Zaten Dumbledore hortkuluk arıyorum ayağına Hagrid’den kaçıyomuş. Ne zaman kafayı çekmeye gitseler Dumbledore sarhoş ayağına yatıp paraları Hagrid’e ödetiyomuş. Hagrid ne zaman borçları istemeye gelse hortkuluk aramaya gidiyorum diye tüyüyomuş ortalıktan. Bunun eli yanıkmış. Diyolar ki elinin yanıklığının sebebi şuymuş. Hagrid buna demiş yüzüğünü ver borcunu kapat. Bu da artık nasıl bir cimrilikse vermemek için elini şömineeye tutup yakmış. Soran olursa hortkuluk yüzünden oldu diye sallıyomuş “ dedi Mundungus ama konudan uzaklaştığını fark edince hemen asıl konuya döndü. “ Neyse bunları boş ver de .İşte dükkanı kiralamak için bir buçuk milyar kaparo istediler. Hani şu kardeşine bi ön ayak olursan , bi destek çıkarsan. Kaparo parasını ver yeter. 2 aya kalmaz öderim.”

“Bırak bu işleri Mundungus. “ dedi Voldemort “ Yok sana para falan. “

“Hadi be Voldi. Senin paran olduğunu biliyorum. Hani şu aile yadigarların var ya. Ne işine yarıyacaklar.Ver onları bana . Ben kuyumcu Süleyman abiyle konuştum . Onların karşılığında iyi para veriyo. Hem bak ödiycem diyorum – “

O anda kapı çaldı. Voldemort gitti ve kapıyı açtı.Lahmacuncu gelmişti. “Siparişiniz efendim” dedi kibar bir sesle kurye.Voldemort lahmacunları aldı ve Mundungus’un yanına bıraktı.

“ Borcumuz ne kadar ? “ diye sordu Voldemort.

“ 20 lira efendim “

“ Oha ! Senin anan güzel mi ? “ Voldemort öfkeden köpürüyordu. “ Üç lahmacuna 20 lira mı verilir ? “

“Özür dilerim efendim “ dedi kurye aceleyle “ Siparişleri karıştırmış olmalıyım.Benim hatam.”

Voldemort derin bir nefes aldı.” Ben de bir an delirdim. Gerçek tutar ne kadar ? “

“ Hemen bakıyorum “ dedi kurye küçük bir not defterini inceleyerek. “ 6 lira efendim “

“ Mundungus kendi paranı getir “ diye seslendi Voldemort.

“ Sen benimkini öde. Ben sana burada veririm . Oraya kadar gelmiyim." dedi Mundungus aceleyle.
“İyi tamam” dedi Voldemort ve parayı ödedi.Ama kurye hala bekliyordu.” Ne bekliyosun kardeşim. Verdik paranı . Hadi git ! “

“Bir şey unutmadınız mı ? “ dedi kurye sırıtarak Voldemort’a bakıyordu. “ Dükkandan burası da amma uzun mesafeymiş. Gelirken çok yoruldum. Ayrıca sıcak tutmak için lahmacunları onca çaba gösterdim” Kurye bir şey ima etmeye çalışıyor gibiydi.

“İyi al bahşişini “ dedi Voldemort kuryenin isteğini kavrayınca ve eline 5 lira tutuşturdu.

“İyi akşamlar efendim “ dedi ve motoruna binip uzaklaştı kurye.

Voldemort söylenerek eve girdi. Mundungus ortalıkta yoktu. Pencerelerden biri açıktı. Anlaşılan pencereden kaçmıştı.”Yine parasını ödemedi şerefsiz “ diyerek pencereyi kapattı Voldemort. Döndüğünde askıda olan ceketinin yerde olduğunu gördü. Ceketinin cebine elini attığında Mundungus’un tüm parasını hacıladığını anladı.Öfkeden deliriyordu. Sinirlerini yatıştırmak için lahmacun yemeyi düşündü. Lahmacunların bulunduğu masaya baktığında Mundungus’un iki tanesini aldığını gördü.Geriye kalan tek lahmacunu alıp tam yiyecekti ki lahmacunun ucundan büyük bir parça koparılmış olduğunu gördü. “Eh be arkadaş. İnsan bu kadar mı çıkarcı olur ? Paramı aldın. Lahmacunun parasını ödemedin. Kendi lahmacunlarını aldın. Yetmedi bi de gitmiş benimkinden de koparmış.” Diye yüksek sesle söylenmeye başladı.

Saatin geç olmuştu.Snape ve Kılkuyruk’un yarın sabah geleceğini hatırlayıp uykuya daldı.

Sabah uyanır uyanmaz bahçedeki tahta sandalyelerden birinin üzerine oturup Snape ve Kılkuyruk’u beklemeye başladı. Harry’yi öldürmek için plan yapmaları gerekiyordu.Yarım saat bekledikten sonra uzaktan bir kamyonun farları göründü. Daha yakınlaşınca bunun Snape’in BMC marka kamyonu olduğunu anladı.

Kamyonun önünde Lily’nin resmi vardı. Üzerinde de siyah harflerle “ YOLLARIN USTASIYIM , GÖZLERİNİN HASTASIYIM “ yazıyordu.Kamyon geldi ve evin önüne park etti….

_________________
Skyler Keira Knightley..
..

Skyler Keira Knightley ile Sorunu Olanın Sorunu olurum Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartsforum.turkproforum.com
John Taighzér
Hogwarts Müdürü/Sihir Bakanı
Hogwarts Müdürü/Sihir Bakanı
avatar

Mesaj Sayısı : 37
Yaş : 26
Rp Sevgilin : Skyler Keira Knightley
Savaş Tarafın : Z.A.Y
Asan: : Yok--
Kayıt tarihi : 21/01/08

Karakter Özellikleri
Özel Yetenek: Zihnfendar

MesajKonu: Geri: Harry Potter ve Kolpa Dünya   Ptsi Haz. 23, 2008 4:06 pm

.BÖLÜM

TÜLÜN GİZEMİ (PATİAYAK TEHLİKEDE)

Voldemort kamyondan inen Snape ve Kılkuyruğa doğru yürümeye başladı. Kılkuyruk yine eski püskü kıyafetler içindeydi. Snape ise siyah cüppesini Diagon yoluna yeni açılan “Terzi Fevzi ” isimli terzi dükkanında ceket haline getirtmişti. Altında simsiyah keten bir pantolon vardı. Cüppesinin altına giydiği beyaz gömleğin yaka düğmesi ve altındaki iki düğme açılmıştı. Elinde salladığı tespihi Voldemort’u görünce cebine soktu. Bıraktığı pala bıyık uzun ve düz siyah saçlarına deyecekti nerdeyse.

“ Voldemort baba getir elini öpeyim ” dedi Snape ama Voldemort elini çekerek öpmesine izin vermedi.

“Geç bu işleri Snape de senden bi kova su istemiştim . Onu getirdin mi ?” diye sordu Voldemort Snape’i dikkatlice süzerek.

“ Kamyonun arkasında usta” dedi Snape “Hemen getiriyorum. Sırf senin için beş bidon getirdim.”

“Yolda Migros’a uğrayıp sana şampuan alalım dedik.” diye söze başladı Kılkuyruk “Ama sonra bu kel kafaya ne şampuanı. Olmayan saça şampuan mı sürülür diyerek almadık.”

Voldemort “ Hadisto Topisko” diye gürledi asasını Kılkuyruğa doğrultarak. Kılkuyruk kulaklarını tutarak haykırmaya , kıvranmaya başladı.Snape şaşkınlıkla Voldemort’a bakıyordu.

“Baba naaptın ya ?” diye şaşkınlıkla sordu Snape. “Bu büyü nerden çıktı ?”

“Yeni icat ettim bunu” diye açıkladı Voldemort. “Büyünün isabet ettiği kişi kulağında yüksek bir sesle Fatih Ürek’in “Hadi Hadi” şarkısını söylediğini duyuyor. Karanlık bir lanet. Sonuçları piskolojik bozukluk ,geçici sağırlık ,halsizlik ve hatta bazen ölümdür.”

Bir süre Kılkuyruğu izleyerek sırıttı Voldemort. Sonunda beyzbol sopası şeklindeki asasıyla Kılkuyruğun ensesine bir tane geçirdi. “Büyüyü durdurmanın tek yolu başa bir darbe vurmak ” derken aynı zamanda Kılkuyruğa sinirli bir şekilde bakıyordu. “Bu sana beni bir daha aşağılamaman gerektiğini gösterir.”

“Usta ya senin bu asa nelerden yapılmış? Olivander’in hiç böyle asa yaptığını görmemiştim” diye sordu Snape beyaz çoraplarını çıkarıp ayakları hava alsın diye bir sandelyenin üstüne koyarken.

“ Zaten benimkini Olivander yapmadı” dedi Voldemort Kılkuyruktan başını çevirerek. “Hani Gazi Antep’e gitmiştim ya mürit toplarım diye. Gelmişken Urfa’ya da uğradım. Büyücü pazarından aldım. Hem ucuz hem kaliteli. Türk yapımı. Ökkeş diye bi asa yapımcısı yaptı.”

“Tamam da malzemeler ne ? Anka teleği mi , tek boynuzlu at kuyruğu mu ? Ya da başka bi şey mi ?” dedi Snape.

“Meşe odunu , deve nalı , koyun bağırsağı. Türkiye’deki büyücüler bunları kullanıyo herhalde.” dedi Voldemort düşünceli bir halde. “Neyse onu bırak da sen nasılsın Severus?”

“Nasıl olsun be” dedi Snape gözlerinin kamyonunun üzerine kaymasına engel olamayarak. “Efkarlıyım efkarlı. Ooof of..”

“Şu Harry’nin ifadesini alalım sana söz Üç Süpürge’de efkar dağıtmaya gidecez” dedi Voldemort elini Snape’in omzuna koyarken. “Hatta dur.Bırak Üç Süpürge’yi falan şu Mundungus şerefsizi türkü bar aççakmış. Oraya gideriz.”

“ Seviyorum uleeeaaaaan” diye haykırdı Snape “isyanım var leeaaaaan!”

“Hala şu Lily’yi mi seviyosun be koçum” dedi Voldemort halden anlar bir sesle. “Ama sana söylediğim gibi. Deseydin bana ‘Lily’yi öldürme. O benim anlımın yazısı senin dünya ahiret bacındır’ diye dokunmazdım biliyosun.Hem bizim Bella sana yanıkmış.Sağda solda böyle söylentiler duydum. Hoş kızdır. Kaçırma derim.Benden sana abi nasihatı.”

Snape sustu ve hiçbir şey söylemedi. “Söyleyin bakalım” dedi Voldemort .“Fikriniz nedir? Şu dalından yeni düşmüş armut suratlı Harry Potter deyyusunu nasıl geberticez ?”

“Planları genelde sen yaparsın usta “ dedi Snape “Bizim işimiz uygulamak.”

“Zaten sizi denemek için yaptım” dedi Voldemort. “Kılkuyruk gerzeği belki yine ağzını açar da bu asayı kafasında kırarım diye söyledim. Benim fikrim şu. Hogwarts’a girmemiz imkansız olduğu için Potter’ı Hogwarts’tan çıkarmalıyız. Bu nasıl bir çocuk arkadaş? Hiç mi okulu kırmaz? Neyse devam ediyorum. Ben, Lucius ve Bella, Sirius Black’i bulup Harry ile iletişime geçmesini sağlıycaz. Onu okulun dışına çağırmasını sağlıycaz. Snape sen de okuldaki gizli efsunları ve büyüleri biliyosun. Harry malı zaten Sirius’un çağırdığını duyunca saftorik gibi okuldan çıkmanın yollarını arıycak. Sen de onun Hogwarts’tan çıkması için gereken ortamı oluşturacaksın. Kapıyı açık bırakabilirsin mesela. Kısaca görevin Harry’nin okuldan çıkmasına yardım etmek.Ben de Luciusların evine uğrayıp onu yanıma alıcam. Bella zaten birazdan burada olur.”

“ Her şey tamam da bu Sirius Black ölmemiş miydi ?” dedi Snape dişlerini karıştırmaya bir süre ara vererek.

“Aslında ölmemiş. Ben de öldüğünü sanıyordum ama İstanbul’da izini bulduk.” Dedi Voldemort “ Oraya cisimlenip önce onu kendi planımız için kullanıcaz sonra da geberticez.”

“Peki ben ne yapıcam lordum ?” diye sordu Kılkuyruk yüzünde yalaka bir ifadeyle.

“ Sende evi temizle!”dedi Voldemort tiksinme dolu bir bakışla. Uzaklardan bir bisiklet belirdi. Evin önüne gelince bisiklettekinin Bellatrix olduğu anlaşıldı. Voldemort tam ağzını açacaktı ki Kılkuyruk koşarak Bellatrix’in yanına geldi ve “Abla bu kaç vites?” diye sordu.

“18 vites” dedi Bella.

“Uuu süpermiş. Bi tur atabilir miyim?” diye sordu Kılkuyruk hevesle.

“At hadi at” dedi Bella umursamaz bir tavırla. “Başımızı ağrıtcağına git biraz bisiklet sür.”

“Hayrola” dedi Snape bıyık altından sırıtarak. “Sarhoşken cisimlendin diye cisimlenme ehliyetini mi aldılar?”

“Hayır zeki çocuk” dedi Bella. “ Sadece bir anda ortada belirirken biri görürse büyücü olduğumu anlar diye dikkat çekmeden gelmeye çalıştım.”

“ Bisiklet üstündeki terli bir köpek gibi görünmene yol açan bu elbisenle hiç dikkat çekmediğine emin ol!” dedi Snape neşeli bir ifadeyle.

Bellatrix sinirlenir gibi oldu ama sonra sakinleşti. “Evet lordum geldiğime göre gidebiliriz artık.”

“Tabi” dedi Voldemort ve cisimlenerek ortadan kayboldu. Hemen arkasından Bellatrix de cisimlendi. Snape de kamyonuna binip radyonun sesini sonuna kadar açtı. Radyoda Müslüm Baba çaldığını duyunca ona eşlik ede ede yola koyuldu. Kılkuyruk da bisikletten düşüp dizini kanattı.

Voldemort, Malfoyların evinin önünde belirdi. Bella da hemen yanında ortaya çıktı. Evin dış duvarında Malfoy tarafından yeşil sprey boyayla yazılan ve ölüm yiyen olduğunu belli eden “YEMİŞİM ÖLÜMÜNÜ” , “O ŞİMDİ ÖLÜM YİYEN” ve “BABAMIZDIR SALAZAR, DUMBY GELSE NE YAZAR” yazıları dikkat çekiciydi.

Voldemort kapıyı çaldı. Kapıyı hemen Lucius açtı. “Ayakkabıları giyip geliyorum lordum” dedi ve çekecek yardımıyla ayakkabılarını giydi.

“Draco keratası nerde ?” diye sordu Voldemort.

“Kuran kursuna gitti.Bişeyler öğrensin zibidi bütün gün mahallede Quaffle koşturacağına” Dedi Lucius. “Narcissa da evde yok. Evlere temizliğe gidiyo. Azkaban’dan çıktığımdan beri elimize para geçmedi doğru düzgün. Geçim mücadelesi tabi.”

“Tabi Lucius’cum. Haklısın.” Dedi Voldemort sırtını sıvazlayarak. “Hadi gidelim.” Üçü de aynı anda cisimlendi. Edirne cisimlenme gümrük kapısında kontrolden geçtikten sonra İstanbul’da belirdiler.

İşlek bir caddedeki bir Linens mağazasına girdiler. “Buradaymış” dedi Voldemort kısık bir sesle iki müritine. Biraz etrafa bakındıktan sonra perdeleri düzenleyen Sirius’u gördüler. Voldemort “Patiayak! patilerini kesmeye geldik” diye bağırdı. Sirius hemen arkasını döndü.

“Burada ne işiniz var?” diye sordu Sirius şaşırmış ama tetikte bir şekilde.

“Asıl sana sormalı” dedi Lucius. “Senin gibi bir büyücünün bir perde mağazasında işi ne?”

“Bakanlıktaki savaşta tülün arkasına geçtikten sonra tüle bi dokundum. Aman Allah’ım..Bu ne yumuşak, bu ne güzel, bu ne ipeksi bir kumaş? O an hayatımın asıl amacını anladım. Kendimi perde işine verdim. Perdeleri %30 kârla satıyorum. Hogwarts’taki sınıflara da perde ihraç ediyorum. Herkese 5’e sattığımı Dumbledore’a 15’e satıyorum. Anlayacağın yırttım. Parayı buldum. Köşeyi döndüm.”

“Senin o değerli Harry Potter’cığına ne oldu?” dedi Bella sesine bir bebekle konuşuyormuş tınısı vererek. “Onu nasıl yalnız bırakabildin?”

“Okulu bitince yanıma aldırıcam onu. Bütün gün o hortkuluk senin bu hortkuluk benim gezceğine gelsin bana yardım etsin. Eleman eksiğimiz var zaten.”

“O zaman bu mağazadan pati ayaklı bir eleman eksiltip eleman açığının daha da artmasına neden olmamı istemiyorsan dediklerimizi yap!” dedi Voldemort, beyzbol sopası şeklindeki asasını Sirius’a doğrultarak.

“Neymiş bakalım isteğiniz?” dedi Sirius küçümseyen bir bakış atarak. O da elini asasına götürdü.

“Harry’ye Hogsmade’e , Üç Süpürge’nin önüne gelmesini söyleyeceksin. Tehlikede olduğunu söyleyeceksin. Eğer gelmezse öleceğini söyleyeceksin.” Dedi Voldemort sakin sakin. “İşte bütün yapacağın bu. Bunları söyle ve sana zarar vermeyelim.”

Sirius gözlerini kısarak Voldemort’un gözlerine baktı. Ve aniden asasını Voldemort’a doğrulttu.

“Expelliarmus”

_________________
Skyler Keira Knightley..
..

Skyler Keira Knightley ile Sorunu Olanın Sorunu olurum Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartsforum.turkproforum.com
John Taighzér
Hogwarts Müdürü/Sihir Bakanı
Hogwarts Müdürü/Sihir Bakanı
avatar

Mesaj Sayısı : 37
Yaş : 26
Rp Sevgilin : Skyler Keira Knightley
Savaş Tarafın : Z.A.Y
Asan: : Yok--
Kayıt tarihi : 21/01/08

Karakter Özellikleri
Özel Yetenek: Zihnfendar

MesajKonu: Geri: Harry Potter ve Kolpa Dünya   Ptsi Haz. 23, 2008 4:07 pm

4.BÖLÜM

HOGwARTS'TA OLAY VAR

Sirius’un büyüsü Voldemort’u sıyırıp geçmişti. “ Karavana” diye dalga geçti Voldemort. “Avada Kedavra” diye haykırdı ve beyzbol sopası şeklindeki asasını Sirius’a doğrulttu. Büyü Sirius’un elinde omzuna koymuş olduğu perdeye isabet etti. Sirius yere serildi. Sonra tekrar ayağa kalktı.

“Nasıl kurtuldun lan?” dedi Voldemort öfke saçan gözlerini ona doğrultarak.

“Bizim perdeler kaliteli maldır. Çin malı değil.” Diye açıklamya başladı Sirius. “Al bi tane 50 sene kullan. Yıpranmaz, eskimez… Koruyucu kumaştan yapıldı. Halis Türk malı. Senin lanetini bile durdurur icabında.”

O anda içeri polisler daldı. En öndeki hafif şişman ve kısa boylu olan polis “Ne bu gürültü? Mahalleli şikayet etti.”

“Şey komiserim..-” Voldemort açıklamaya çalıştı ama komiser araya girdi hemen.

“Alın bunları alın. Doğru merkeze götürün” dedi sakin bir sesle.

Voldemort tam asasına uzanacaktı ki polislerden biri onu aldı. “Bununla mı milleti gasp ediyosun len zibidi?”

Sirius’a olan saldırı bütün mahallede duyulmuştu. Voldemort polis arabasına bindirilirken çevre esnafın linç girişiminden zor kurtuldu. Ama kuruyemişçi Sabit Usta’nın araka tamponuna attığı tekmeden nasibini aldı.

Voldemort arabaya bindirilirken nedenini anlayamadı ama “Eğitim şart” diye bağırmaktan kendini alıkoyamadı. Polislerden biri kafasına bir cop indirince sustu.

Tekel bayii sahibi Faruk, Sirius’un yanına gidip “Üzülme kara oğlan. Sigortan yok mu. Dükkandaki zararı kurtarırsın” diye teselli ederken Voldemort da cisimlenmek nasıl aklıma gelmedi diye kendine kızıyordu. Voldemort hemen cisimlendi.

Şimdi eski kulübenin önünde belirmişti. Lucius da yanında belirdi. “Bella nerde?” diye sordu Voldemort hemen.

“Travestilerle aynı koğuşa atılacağını duyunca şok oldu. O telaşla yanlış yere cisimlenmiş olabilir” dedi Lucius anlındaki terleri cüppesine silerken.

“Başka bir plan yapmalıyız. Snape'e de haber verelim de boşuna Potter’ı dışarıya çıkarmaya çalışmasın” dedi Voldemort. Ama o anda aklına bir şey geldi. Asasını polislerde unutmuştu. “Lucius asam polislerde kaldı.”

Lucius sırıtarak cüppesinin içinden Voldemort’un beyzbol sopası şeklindeki asasını çıkardı. “Polisin cebinden aşırdım bile”

“Vaay aferin len Lucius. Nerden öğrendin bu işleri?” dedi Voldemort asasını alırken.
“Dedim ya Azkaban’dan çıkınca parasız kaldım. Ben de cepçiliğe başladım. Hızır Otobüs’te ayakta giden yolcuların cebinden paraları aşırdım. Gringotts’un yeni bankamatikleri var Diagon yolunda. Orda çaktırmadan milletin şifresini öğrenip cebinden kartını çaldım. Sonra da paraları çektim. Yani karşında cepçilikte bir usta var.” Diye gururla anlattı Lucius.

Voldemort da takdir eden bakışlarla onu süzdü ve kulübeye doğru yürüdü.



Biçim değiştirme sınıfında öğrenciler yerlerini almış McGonagall’ın gelmesini bekliyordu.Bu bekleme esnasında Harry, Ron, Seamus, Neville ve Dean uzun eşek oynuyorlardı. Neville yastık görevindeydi. Seamus ve Dean yatan gruptaydı. Ron atlamaya hazırlanıyordu.

“Yavaş atla oğlum lan” diye bağırdı Seamus.

“Seamus kafanı çok bastırmasana ayı!” dedi Neville rahatsız olduğunu belli eden bir sesle. Ne de olsa o yastıktı.

Ron koşarak atladı. O tam Dean’ın üstüne inişe geçerken McGonagall sınıfa girdi. Uzun eşek oynayan gruba öfkeli bir bakış attı. “Bu okulda senelerdir uzun eşek oynamanın yasak olduğunu bildiğinizi sanıyordum” dedi Profesör.

Harry yasak olduğunu tabi ki biliyordu. Hatta yasaklanma nedeninin yıllar önce Hagrid ve arkadaşları uzun eşek oynarken Hagrid’in atlayıp 3 kişiyi ezmesi sonucu 2 ölü 1 yaralı olması, yaralının felç olması ve yastığın da kısır kalması olduğunu biliyordu. Ama çok eğlenceliydi.

“Sizi disipline göndermediğim için şanslısınız” dedi McGonagall onlara bakarak. “ Bir daha oynadığınızı görürsem sizi disipline veririm.”

Ron ve Harry ders boyunca sessizce oturdu. Ders bittiğinde Harry Ron’la birlikte Gryffindor ortak salonuna gitti. Pencere kenarındaki bir masaya oturdular.

“Bu karı bana taktı ha!” dedi Ron hiddetli bir şekilde. “Kesin geçirmiycek beni.”

“Onu boşver oğlum” dedi Harry suratında büyük bir sırıtışla. “Bizim Hermione’yle aran nasıl. Yenge mi desem artık? Yiğenlerimden birinin ismini Harry koyarsınız artık.”

“Ya oğlum abaza mısın nesin?” dedi Ron suratını başka tarafa çevirerek. “Git başımdan. Kafayı iyice kızlarla bozdun. Fark etmedim sanma teneffüslerde Luna’ya salyalarını akıtarak baktığını.”

“Aha seninki geldi!” dedi Harry. Hermione geldi ve yanlarında durdu.

“Benim Parvati’nin yanına gitmem lazım” dedi Hermione aceleyle “Sonra beni aramayın”

Hermione uzaklaşınca Harry konuşmaya başladı sırıtarak. “Vaay! Yengeme bak satışı koydu. Ron efendi sap gibi kaldın ortada.”

“Beni hiç değilse seven Levander var” dedi Ron sertçe. “Sen milletin manitasına laf yetiştirirsin anca. Ya da Quidditch maçları öncesi kızların soyunma odasına açtığın delikten bakmaya çalışırsın.”

“Demek öyle oldu ha!” dedi Harry alınmış bir surat ifadesiyle. “Kankamız dedik bağrımıza bastık ama o bana kazık attı. Öyle olsun Ron.”

“Pardon be kanka” dedi Ron “ Öyle demek istemedim. Bir an sinirlenmişim.”

“İyi affettim” dedi Harry pis pis sırıtarak. “ Gel salondan çıkalım. Koridorlarda gezelim.”

Birlikte salondan çıkıp yürümeye başladılar. Bir derslik boş zamanları vardı. Ders aslında iksirdi ama Snape kamyon kazası geçirmişti. Hastane kanadındaydı.

Koridorun karşısından Malfoy geliyordu. “Şışşt ne ayak?” dedi Harry , Malfoy’u sinir etmek için.

“Pati ayak” dedi Malfoy. Sirius’u hatırlatmak için özellikle bunu söylediği belliydi.

“Akıllı ol Draco” dedi Harry üstüne yürüyerek. Malfoy sustalı bıçak şeklinde bir asa çıkardı cebinden.

“Bence sen akıllı ol” dedi sırıtarak. “Yoksa yara izine kardeş yaparım bir tane”

Harry de asasına uzandı. Ron da Malfoy’a bir tekme geçirdi. Harry de bir tane yumruk patlattı.

Malfoy sinirli bir şekilde yerden kalktı. “Delikanlı mısınız uleeaaan?” diye haykırdı. “Expelliarmus”

Harry yerinden uçtu. Ron da tam asasına uzanacaktı ki bir büyü de ona isabet etti. Malfoy uzaklaşırken Harry arkasından seslendi. “Bu iş burada bitmedi. Hesabımızı çıkışta görücez”

Harry koşarak Gryffindor ortak salonuna daldı. “Beyleeer! Çıkışta kavga var. Hazırlıklı olun. Hepinizi çıkışta görüyorum.”

“Lan ne çıkışı armut?” dedi Dean. “Bizim okuldan çıkışımız mı var?”

“O da doğru” dedi Harry. “Oruç başıma vurdu heralde.”

O anda Filch salona girdi. “Serseri herifler buraları daha yeni temizledim. Ne bu hal. Ayrıca biri tuvaletin deliğine telefonunu düşürmüş. Artık benim oldu. Kameralı hem de.” Pis dişlerini göstererek gülmeye başladı.

Salon birden tezahürata başladı: “ÇOK TİPSİZSİN HERMİONE, GİT DE FİLCH ÖPSÜN SENİ !”

Filch havaya girmiş gibi göründü bir an için ama sonra çocukların kafasına bir süpürge fırlattı. Burnunu karıştırıp çıkardığı pisliği de pencere kenarındaki masanın altına yapıştırmayı da ihmal etmedi.

Ve o anda yeni derse girmeleri gerektiğini hatırlayıp sınıfa doğru yola çıktılar.

_________________
Skyler Keira Knightley..
..

Skyler Keira Knightley ile Sorunu Olanın Sorunu olurum Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartsforum.turkproforum.com
John Taighzér
Hogwarts Müdürü/Sihir Bakanı
Hogwarts Müdürü/Sihir Bakanı
avatar

Mesaj Sayısı : 37
Yaş : 26
Rp Sevgilin : Skyler Keira Knightley
Savaş Tarafın : Z.A.Y
Asan: : Yok--
Kayıt tarihi : 21/01/08

Karakter Özellikleri
Özel Yetenek: Zihnfendar

MesajKonu: Geri: Harry Potter ve Kolpa Dünya   Ptsi Haz. 23, 2008 4:08 pm

YOLDAŞLIKTAN MANZARALAR


Bir sonraki ders olan Karanlık Sanatlara Karşı Savunma için sınıfa girmeye başladı öğrenciler. Bu sene yeni Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni geç bulunmuştu. Dumbledore her zaman yeni öğretmenleri tanıtırdı ama bu öğretmeni ilk kez göreceklerdi.

Sınıfa son derce şişman ve kısa boylu bir adam girdi. Adamın bıyıkları ağzının görünmesini engelliyordu. Üzerinde kareli bir cüppe vardı. Yürürken cüppesinin savrulmasıyla Harry, adamın cebindeki tütün kolonyasını gördü. Saçları seyrek olan adamın kendinden emin bir duruşu vardı.

Adam yere okkalı bir balgam attıktan sonra konuşmaya başladı. “Eeeveet çocuklar! Ben yeni öğretmeniniz Profesör Muharrem Maymak. Aslen Türküm. Ama uzun yıllar İngiltere’de yaşadım. Size öğreteceğim sanatlar çok karanlık. Acayip bişi. Çok fena la ! Hani böyle çıplak ayakla mermere basınca için ürperir, ayağından çıkardığın çorabı koklayınca miden kalkar ya! Öyle bir şey.”

Öğretmen yavaş yavaş sıraların arasında gezinmeye başladı. “Sen turuncu çocuk. Söyle bakalım resim nasıl bir sanattır?” dedi Ron’u işaret ederek.

“Şey hocam. Güzel bir sanattır. Renkli bir sanattır.” Ron düşünerek konuşmaya devam etti. “Eee başka…”

“Işıltılı değil midir yavrum?” diye atıldı Prof. Muharrem. “Karanlık Sanatlar da bunun aksine karanlık değil midir yavrucuğum?”

“Evet öyledir hocam”

“Madem biliyorsun, niye söylemiyorsun oğlum?” dedi Muharrem tek kaşını kaldırarak. “Aklınıza bişey takıldı mı sorun. Çekinmeyin”

“Ben bi soru sorabilir miyim hocam?” diye atıldı Dean Thomas.

“Sor bakalım” dedi Muharrem.

“Orucu bir lanet yaparak açmak caiz midir hocam?”

“Oğlum geri zekalı geri zekalı sorular sorma!” diye sinirlendi Muharrem. “Ruh emici çarpmışa dönersin sonra mazallah!”

“Peki hocam Ruh emici çağırmak caiz midir?” diye sordu hemen Seamus.

“Onu bilmem de, ben seni bi tahtaya çağıriyim bakalım.”diye sırıttı Mr. Maymak . “Gel bakalım zibidi.”

Seamus korkak adımlarla tahtaya kalktı. Öğretmen sorusunu sordu: “Bu güne kadar yapılmış en acı verici lanet hangisidir? Söyle bakalım.”

“Crucio” diye kafadan attı Seamus.

“Yanlış” dedi hararetle Maymak. “En acı verici lanet ‘Saftorika Tirbinos’tur. Bu lanet sayesinde kendini Türkiye’de bir Quidditch derbi maçında rakip takım formasıyla, diğer takımın tribününün ortasında bulursun. Ve bu yetmezmiş gibi tüm stat Bülent Ersoy’a dönüşür ve seni öpmeye başlar. Ölüm kaçınılmazdır. Bunu yapanların Azkaban’da en berbat hücrede yeri hazır. Ayrıca bu laneti kullananların efkar dağıtmak için Azkaban’da saz çalmalarına da izin yok. Aslında saz çalmamak daha mantıklıdır. Çünkü Ruh Emiciler saz ve ut sesine bayılır. Darbukada da iyi göbek attıkları söylenir. Yani sen bu çalgılardan birini çalarsan Ruh Emiciler sana daha çok musallat olur. Bu da size ek bilgi olsun. Bir gün Kim 500 000 Galeon İster gibi bir yarışmaya katılırsanız lazım olabilir.”

Daha sonra “BENİ SEVME NEDENİN GRİNGOTS’TAKİ PARAM MIDIR, SENİ SEVMEK BANA YASAK ORMAN GİBİ HARAM MIDIR?” diye türkü tutturdu.

“Senin hızınztrıbıt mıdır?” dedi kurnaz bir yüzle Maymak aniden Harry’ye.

“Ne?” dedi Harry anlayamadığını belli eden bir suratla.

“Zıt Hogsmade” diyerek iğrenç espriyi patlattı öğretmen.

Harry ile uğraşıldığı için keyiflenen Malfoy “Karanlık Lord hakkında ne düşünüyorsunuz Profesör?” dedi sırıtarak.

“Bir zamanların ünlü Ölü Diriltenlerinden Ümraniye Sapığı namı ile duyulan büyücü hakkında ne düşünüyorsam aynısını düşünüyorum.” dedi sakin bir sesle. “Ölü Diriltenler de Ölüm Yiyenler gibidir bu arada. Ama amaçları farklı. Neyse ders kaynadı. Konumuza dönelim.”

Sinirlenen Malfoy, öğretmenin “Kötü Yola Düşmüş Büyüler” konusunu anlattığı süre boyunca somurttu.

Ders bitince öğrenciler koşarak sınıftan ayrıldı.




O sırada Yoldaşlık üyeleri Grimmauld Meydanı 12 Numara’da toplanmıştı. Bir masanın etrafında Kingsley, Tonks, Moody,Bill,Fleur, Mr. Ve Mrs. Weasley toplanmıştı.

“Kingsley biraz sandalyeni çeker misin? Rahat oturamıyorum” dedi Bill sakince.

“Bunu zenci olduğum için yapıyosun di mi? Zenci olmam seni rahatsız ediyor di mi lanet olası pislik?” dedi Kingsley öfkeyle.

“Ne alakası var Kingsley” dedi Bill “Sadece sandalyeni çekmeni istedim”

“Canın cehenneme dostum.” dedi Kingsley umursamaz bir tavırla. “Lanet olası beyazların hepsi aynı zaten. Yoldaşlığın adını sırf bana gıcıklık olsun diye Zümrüdüanka koydunuz di mi? Adı neden Siyahianka değil ha? Cevap versenize buna!”

“Sakin ol Kingsley” dedi Mr. Weasley hemen.

“Hey dostum. Sizin tek sorununuz ne biliyo musunuz?” diye konuşmaya başladı Kingsley “O beyaz tamponunuzun, lanet olası süpürge sapınızdan daha büyük olması!”

“Susun la ! Kavga etmeyin!” diye böğürdü Moody aksi bir tavırla “Bak gözüm seğiriyi zati. Ba ba bak! Bi gözüme bak!”

“Sanki aslında gözü çok normal” diye fısıltıyla mırıldandı Tonks.

Aniden kapı sertçe açıldı ve içeri Remus daldı. “Nymphadoraaaaa” diye yüksek sesle bağırdı. “Kurt gibi acıktım! Nerde benim yemeğim?”

“Gibisi fazla” dedi Moody sırıtarak.

“Tamam hazırlıyorum hemen” diyerek koşuşturdu Tonks. Sonra bir an durup Remus’a yanaştı. “Bende bi değişiklik fark ettin mi?” dedi gülümseyerek ve kendi etrafında bir kez döndü.

“Ne biliyim kızım ya?” dedi Remus önemsiz bir şeyden bahsediyor gibi.

“Saç rengimi değiştirmiştim” dedi ve ağlama pozisyonu aldı Tonks. “ Benimle hiç ilgilenmiyosun.”

“Ya duyanda saçlarını kırk yılda bir değiştiriyo sancak ha.” Dedi Remus şaşkınlıkla. “Senin saç renginin beş dakka aynı olduğunu gördük mü? Siz kadın milleti ağlıycak yer arıyosunuz.”

Molly Weasley hemen atıldı. “Çok konuşma Remus efendi. Bu kızı üzdüğünü görmiyim sakın. Hem seni geçen gün Smithlerin geliniyle görmüşler. Anlat bakalım.”

Arthur Weasley tam susması için elini uzatacaktı ki yetişemedi. “Ya ben onun poşetleri taşımasına yardım ettim o kadar.” dedi Remus hemen.

“Hadi onu geçtik” dedi Molly Bill’e dönerek. “ Sen bayramda niye Norman Dayınlara gitmedin Bill?”

“Ne gidicem anne ya?” dedi Bill kaşlarını çatarak “Onlar düğünde bi çeyrek altın taktı. Bi de dayı olacak. Cebinde akrep var adamın.”

“Ama oğlum düğün çok ani oldu. Adamcağız da alamamıştır güzel bişey.” Dedi Mrs.Weasley hafif bir ses tonuyla.

“Bırak anne ya! İki bayram arası düğün mü olurmuş.” dedi Bill ısrarcılıkla “Onlar rahat etsin diye düğünü mü erteleseydik. Hem Fred ve George benim yerime gitti.”

“Giderler tabi.” Dedi Mrs.Weasley başını sallayarak “Gider gitmez ilk işleri mahalledeki çocukların elini öpüp şekerlerini çalmak olmuş. Koca adam oldular hala değişmediler. Dayına da dükkandan getirdikleri şeyleri 10 lira fazlaya satıp kazık atmışlar.”

“Bu arada Sirius nasıl?” dedi Tonks söze girerek. “Perde dükkanında çalıştığı ortaya çıkınca ne yaptı acaba?”

“Perde dükkanının önünde köpek şekline girince önce mahallenin çocukları tarafından hırpalanmış sonra da köpek yakalayıcısı tarafından yakalanıp götürülmüş. Kısırlaştırma yapılacak diyolar ama bilmiyorum” dedi Remus “ Heralde kurtulur.”

O sözünü bitirince yüksek bir ses duyuldu. Bir çarpma sesiydi sanki….

_________________
Skyler Keira Knightley..
..

Skyler Keira Knightley ile Sorunu Olanın Sorunu olurum Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartsforum.turkproforum.com
John Taighzér
Hogwarts Müdürü/Sihir Bakanı
Hogwarts Müdürü/Sihir Bakanı
avatar

Mesaj Sayısı : 37
Yaş : 26
Rp Sevgilin : Skyler Keira Knightley
Savaş Tarafın : Z.A.Y
Asan: : Yok--
Kayıt tarihi : 21/01/08

Karakter Özellikleri
Özel Yetenek: Zihnfendar

MesajKonu: Geri: Harry Potter ve Kolpa Dünya   Ptsi Haz. 23, 2008 4:09 pm

6. BÖLÜM

BÜYÜCÜ PAZARI

Yoldaşlık üyeleri koşarak sesin geldiği yere doğru gitti. Pencerelerden biri çatlamıştı. Remus hemen pencereyi açtı. Dışarıda Voldemort, Kılkuyruk, Lucius ve Bellatrix bekliyordu. Bir kamyon da hemen yanlarındaydı. Dikkatli bakınca kamyonun yanında “Senden çocuğum olsun istiyorum, gözleri senin gibi baksın. Görenlerin içini yaksın bakışları” diye türkü çığıran Snape’i gördüler. “Ah o gözlerin var ya!” diye iç geçirdi sonra.

“Neler oluyor burada?” dedi Moody hırçın bir sesle.

“Cama taş attık” dedi Kılkuyruk sırıtarak.

“İyi de burayı nasıl görebildiniz?” dedi Mr.Weasley hayretle. “Büyünün sizin görmenizi engellemesi gerekirdi.”

“Grimmuld Meydanı 12 Numara’nın kapıcısı Kazım Efendi aslında Ölüm Yiyen’di” diye açıkladı Lucius. “Siz ondan hiç şüphelenmezken o bize yardım etti.”

“Çöpleri akşam almamasından ve sipariş alırken bana tip tip bakmasından anlamalıydım” diye söylendi Remus.

“Bırakın bunları da” diye söze başladı Voldemort. “Ölüm size çok yakın.”

Voldemort, beyzbol sopası şeklindeki asasını kaldırdı ve Remus’a yöneltti. Tam o anda bir “şak” sesi ve ardından İsmail YK’nın “şekerim benim, seni koklarım yerim” şarkısı duyuldu. Dumbledore kulağında i-pod ile cisimlenmişti. Sesi o kadar çok açmıştı ki dinlediği şarkı duyuluyordu.

“Dur bakalım Tom” dedi Dumbledore. “Yaramazlık yapmanı önlemek için geldim.”

“Hadi len” diye tersledi onu Voldemort. “Sen hala huzur evinin yolunu tutmadın mı? Kendi başına altını değiştirebilmene şaşıyorum doğrusu!”

“Şışşt Dumbledore!” diye seslendi Lucius hafif bir tebessümle. “Senin için ‘öyle böyle’ diyolar.”

“Kim diyomuş len?” dedi Dumbledore sesinde hafif bir öfkeyle.

“JK Rowling adındaki şu kadın” dedi Lucius besbelli eğlenerek.

“Godric’s Hollow’da bi söz vardır. Bilir misin?” dedi Dumbledore Lucius’un gözlerinin içine bakarak.

“Neymiş?” dedi Lucius hemen.

“İnanma JK’nın her dediğine, Dumby yine lafı kor gediğine” dedi Dumbledore. Şimdi o sırıtıyordu.

“Biz Ölüm Yiyenlerde de bir söz vardır bilir misin?” dedi Bellatrix hemen lafa karışarak.

“Söyle bakalım” dedi Dumbledore meraklı bir ifadeyle.

“DUMBLEDORE BOL BOL SIKAR PALAVRA, GÖĞSÜNE YOLLA BİR AVADA KEDAVRA!” diye haykırdı ve asasının ucundan yeşil bir ışık fırladı.

Ama Dumbledore hızlı ama zarif bir hareketle büyüden kurtuldu. Asasını doğrulttu ve hiçbir şey demeden Bellatrix’i hareketsiz bıraktı.

“Bu arada Tom” dedi ve Voldemort’a yöneldi Dumbledore. “Facebook’ta seni gördüm. Kendi resmin diye başkasının resmini koymuşsun. Arkadaşlarıma ekledim seni kabul et.”

“Seni akşam pokeliyim ben” dedi Voldemort hemen. O anda Greyback ortaya çıktı. Kamyonun arkasında saklanmıştı anlaşılan. Ağzının kenarından kırmızı bir sıvı akıyordu.

“Aaaaa!” diye haykırdı ona bakan Fleur. “Ağzında kan var!”

“Ne bağrıyosun be kadın?” dedi hırıltılı ve yüksek bir sesle Greyback. “Gelirken kahveye uğradım. İki el okey attık. Bi tavşan kanı çay içtim. Çeneme akmış biraz.”

Onun konuşmasından yararlanan Bill bir sersemletme büyüsüyle onu yere yıktı. Voldemort, Bill’e dorulttu asasını ve “Balıyoğurtav” diye haykırdı. Asasının ucundan birkaç tane bayat görünen hamsi ve Sütaş yoğurt fırladı. Yoğurdun kapağı açıldı ve balıklar yoğurda bulanıp Bill’in ağzına girdi.

Bill halsizleşti ve pencerenin arkasında yere yığıldı. Diğer yoldaşlık üyeleri pencereden ayrılıp aşağı indiler. Kapıdan dışarı çıktılar.

“Seni lanet herif” diye bağırdı Kingsley. “O kırmızı gözlerini cehenneme göndericem. Evet bunu yapıcam.”

“Hemen kapa çeneni angut!” dedi Voldemort.

“Bir zenciyle böyle konuşamazsın” dedi Kingsley hışımla. “Senin işini bitiricem ha! Seni bir sümüklü böcek gibi ezicem dostum!”

“Cüret ediyorsun ha!” dedi Voldemort kaşlarını kaldırarak.

“Ne cüret etmesi adamım. Bi ana avrat düz gitmediğim kaldı. Sen hala ‘cüret’ diyosun.” dedi Kingsley yüzünü buruşturarak.

“Fazla ileri gittin” dedi gözlerinden ateş saçarak Voldemort ama o bir şey yapamadan Dumbledore ona yolladığı büyüyle onu yere serdi.

“Dizimi kaçırıcam sizin yüzünüzden” dedi Dumbledore öfkeyle. “Hatırla Seherbaz’ın final bölümü var bu akşam.”

Voldemort kazanamayacağını anladı ve hemen cisimlendi. Lucius da onun peşinden gitti. Kılkuyruk hareketsiz bırakılmış Bellatrix’i alıp kamyonun arkasına atladı. Snape de kamyonu sürmeye başladı hemen.

“Bak gene gözüm seğiriyi” dedi Moody kaşlarını çatarak. Yerde yatan Grayback bilinçsiz halde yerden kalktı ve Michael Jackson dansı yaparak uzaklaştı.

“Neyse ben gidiyorum” dedi Dumbledore ve hemen yok oldu.



Ertesi sün Hogwarts öğrencileri, bu sene erken yapılması kararlaştırılan Hogsmade gezisi nedeniyle Hogsmade’e gitmişlerdi. Harry, Ron, Neville, Dean ve Seamus kalabalıktan uzaklaşıp Yadigar İnternet isimli internet kafeye doğru yola koyuldular.

“Seherbaz Strike oynıycaz di mi?” diye sordu Seamus.

“Tabi oğlum” dedi Ron.

“Ben, Ron, Seamus olalım. Harry’yle de Neville olsun” dedi Dean hemen.

“Biz seherbaz oluruz he” diye atıldı Harry. “Seherbazların büyüleri daha güzel. Siz Ölüm Yiyen olun.”

“Hangi bölümü oynayalım?” diyo sordu Neville.

“Poolday oynayak len!” dedi Harry. “Hem orda havuz var. Belki kız da vardır yakınlarda.” Harry anırır gibi gülmeye başladı.

“Pelerin nasıl alıyoduk ya?” diye sordu Neville.

“O-2 pelerin” dedi Ron “Oğlum sizi kafadan vurcam Avada Kedavra’yla.”



O sırada yoldaşlık üyelerinden Fleur, Tonks ve Remus evde kalıp Bill ile ilgilenirken Kingsley, Moody, Mr. ve Mrs. Weasley de büyücü pazarına gittiler. Pazara vardıklarında kalabalığın içinde ilerlemeye başladılar.

“Geeaaaal abla geeaaaal! Cüppenin kalitelisi burada geeeaaal” diye bağırıyordu bir satıcı. Başka bir yanda “Bal kabağının en hası burada. Kesmece bunlar kesmeceeeee!” diyordu bir satıcı.

“Büyücüler büyücü olalı böyle çorap görmediiieee!” diye bağıran bir satıcının önünden geçtiler. İleride tanıdık biri bir tezgahın üstüne çıkmıştı. Yakınlaşınca bunun Mundungus Fletcher olduğunu anladılar.

Mundungus bir iç çamaşırı tezgahının üstüne çıkmıştı. Cüppesinin üzerine don, sutyen ve atlet giymişti. “Kumaşa bak be ablam. Var mı böylesi?” diyordu.

Kingsley onu yakasından tutup aşağı indirdi. “Burada ne işin var seni ahmak?” dedi gözlerini kısıp Mundungus’a bakarak.

“Ticaret yapıyoruz burada” dedi Mundungus. “Sizin gibi yan gelip yatmıyorum.”

“Gene kimleri kazıklıyosun?” dedi Moody hemen.

“Arthuuuuur” diye seslendi Mrs.Weasley. “Ay şu nevresim takımına bak.”

“Sırası değil Molly” diye onu susturdu Mr.Weasley.

“Bırakın beni” dedi Mundungus. “Artık yoldaşlıkla falan uğraşamam.”

“Niyeymiş o?” diye sordu Kingsley.

“Bi yerden iyi para kaptım. Yakında kendi dükkanımı açıyorum. Sizinle işim olmaz”

Bir anda ortalığa bir sis yayıldı. Herkes endişeyle etrafına bakındı.

“Ruh emiciler olmalı” dedi Arthur Weasley. Hepsi sisin içinde etrafa bakındılar. Daha önce böyle kokan bir sis görmemişlerdi. Asasını çekti hepsi.

“Ne stres yapıyonuz lan?” dedi bir adam “Kokoreç yaparken fazla yakmışız ateşi. Duman çıktı acayip. Hemen Ruh Emici gördük pozisyonuna geçmeyin mallar.”

Bir anda rahatladılar. O sırada yanlarına gümüş bir maral geldi. “Ölüm Yiyenler hepinizin kellesini alıcak icabında” diye konuştu maral Snape’in sesiyle. “Muggle doğumlular adam olsun. Artizlik yapmasın.”

“Bu bir gümüş maral adamım” dedi Kingsley.

“Keçi lan bu” dedi Moody hemen.

“Resmen inek oğlum bu” dedi Mr.Weasley.

“La bırakın maralı, ineği” dedi Mundungus ağzı kulaklarında. “Gümüşmüş!”

Mundungus hemen patronusun üstüne atladı. Maral uzaklaşmadan onu yakaladı.

“Partonusu nasıl tutuyo bu herif?” dedi Mr. Weasley hayretle.

“Benim gibi açgözlü olursan sen de yakalarsın” dedi Mundungus. Koşarak maralı gümüşçüde bozdurmaya gitti. “Gelsin paralar!”

Yoldaşlık üyeleri pazarda alışverişe devam ettiler.

_________________
Skyler Keira Knightley..
..

Skyler Keira Knightley ile Sorunu Olanın Sorunu olurum Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartsforum.turkproforum.com
John Taighzér
Hogwarts Müdürü/Sihir Bakanı
Hogwarts Müdürü/Sihir Bakanı
avatar

Mesaj Sayısı : 37
Yaş : 26
Rp Sevgilin : Skyler Keira Knightley
Savaş Tarafın : Z.A.Y
Asan: : Yok--
Kayıt tarihi : 21/01/08

Karakter Özellikleri
Özel Yetenek: Zihnfendar

MesajKonu: Geri: Harry Potter ve Kolpa Dünya   Ptsi Haz. 23, 2008 4:10 pm

.BÖLÜM

QUIDDITCH AŞKINA

Ertesi sabah Hogwarts’ta Gryffindor ve Slytherin arasında oynanacak Quidditch maçının heyecanı hakimdi. Tüm öğrenciler maç için yorumlar yapıyordu. Harry de maç öncesi Ron ile konuşmak istemişti.

“Adam gibi oyna Ron. Kova kalecilik yapma oğlum” dedi Harry.

“İyi ki takım kaptanısın ha! Dün Snitch’i uçan kaz yumurtası sanan adam gelmiş bana hava yapıyo.” dedi Ron küçümser bir tavırla. “İlk maçında Snitch’i ağzınla yakalama sebebinin sabahtan beri bi simitle durup Snitch’i yumurta sanınca yemeye çalışman olduğunu kimseye söylemedim ama söylemeyeceğim anlamına gelmez .”

“Öyle olsun.” dedi Harry gözlerini çok şaşırmış gibi açarak. “Satış demek ha! Delikanlı sanırdım seni Ron..”

“İyi be iyi” dedi Ron bıkmış bir suratla. “Söylemeyiz kimseye.”

“İyi gel el sıkışıp barışalım” dedi Harry. Ron elini uzattı ve Harry’nin elini sıktı.

“Bugün elini veren..--” Harry pis pis sırıtırak söylediği lafı tamamlayamadan Ron atıldı.

“Of sus be ne biçim adamsın ya.” Ron uzaklaşmaya başladı.

“Nereye daha balkabağı keseceğdik” bunu söylerken Harry’nin pis sırıtışından ağzından salyalar akıyordu. Sırıtarak başlamasına birkaç saat kalan maçı düşünmek için ortak salona gitti.



Voldemort eski kulübede oturmuş sinirli bir suratla etrafı süzüyordu. “Çok öfkeliyim!” diye tısladı.

“Yoldaşlık Dumbledore sayesinde kurtuldu diye öfklenediğinizi biliyorum Lordum.” dedi Kılkuyruk yalaka bir sesle.

“Ona üzülmüyorum hıyar herif. Hazır Dumbledore’u yakalamışken, Hogwarts’ta öğretmen olmayı istemek için odasına gittiğimde çaktırmadan cebimden aşırmış olduğu yol paramı istemeyi unuttum. Ona yanıyorum. Zaten 2001 sigaraya zam gelmiş. Sigara parası çıksaydı bari.”

“Dumbledore sizden para mı çaldı Lordum?” dedi Kılkuyruk.

“Evet” dedi Voldemort sakince. "Aslında Fawkes çaldı. Ankayı da eğitmiş çakal herif. Ben konuşurken çaktırmadan aşırmış benim paraları.”

“Ben de kalkayım artık” dedi köşede bir sandalyede oturan Lucius Malfoy.

“Dur bakalım Lucius” dedi Voldemort. “Bana şu yeni asa dükkanın sahibi Şevket Usta’yı getir. Yanında en nadir asalarını getirsin.”

“ ‘Keramet Asa Dükkanı’ isminde olanın sahibi mi Lordum?” diye sordu Lucius.

“Evet” dedi Voldemort. “Çabuk çağır.” Lucius hemen kapıdan çıktı ve koşarken cisimlendi.

Birkaç dakika sonra Lucius yanında orta boylu, hafif tombul, kahverengi bıyıklı ve kırmızı suratlı bir adamla döndü. “Getirdim Lordum.”

“Hoş geldin Usta” dedi Voldemort.

“Oşbulduk beya!” dedi adam gür bir sesle.

“Bana öyle bir asa ver ki ortalığı kasıp kavurayım,karşımda kimse duramasın, Potter veletinin asasını etkisiz kılsın, on numara olsun..--”

“Uçan kaçan kurtulamasın, deneyen bir daha istesin, mutfakta aşçı, sokakta hanımefendi, yatakta fah..--” Kılkuyruk lafa girmiş ve gaza gelmişti ama Voldemort sözünü kesti.

“Noluya len armut?” dedi öfkeyle. “Neyse Usta ver bana bi asa.”

“Al be gızanım en hakikisinden asa beya. Bundan iyisi Hogsmade’de kaymak birası be!” Şevket Usta asayı uzattı. “Sığır kılı ve keçi boynuzu beya. Göz kararı biraz da kekik var.”

Voldemort asayı Kılkuyruk’a doğrulttu ve onu duvara doğru uçurdu. “Yeterince iyi değil” dedi Voldemort.

“Aman be sana da asa beğendiremeyiz gapçık ağızlı” dedi Şevket Usta. “Aklıma takıldı be gızanım. Senin bu yüzünün hali nedir beya? Katır tepmişe, ruh emici yalamışa benzemişsin be.”

“Boşver bunları usta. Sen bana başka bir asa ver” dedi Voldemort.

“Abe bu en iyi asamdı” dedi Usta. “Daha iyisi yok.”

Voldemort beyzbol sopası şeklindeki asasını çıkardı. Ustaya doğrulttu ve “Romhava” diye fısıldadı.

“Bu büyü insanın kulağında sürekli Roman havası duymasına yarar.” dedi Voldemort sırıtarak.

“Aman sabahlar ulmasın beya. Yerimde duramam. Obaa!” diyerek dans etmeye başladı Usta. “Abe bu müzik çalarken ben duramam beya.”

Voldemort acımadan işkenceye devam etti…



Gryffindor takımı sahaya çıkmak için hazırdı. Harry üzerinde “TEK RAKİBİM TÜRK HAVA YOLLARI” yazan süpürgesini sıkı sıkı tutuyordu. Ron ise Anadol 2000 marka süpürgesini bir elinden diğer eline alıyordu.

“Maçın başlamasına saniyeler kaldıeeaaa” diye bir ses geldi anlatıcı bölümünden. Harry sesin sahibinin Seamus olduğunu hemen anladı. Kendini işe kaptırmış sesine bir heyecan tınısı vermişti. “Yanımda maçı yorumlamak üzere genç Ravenclaw öğrencisi Rıdivane Dilimeny var. Yorumlarıyla renk katıcak.”

Takımlar sahaya çıkmaya başladılar. Slytherin tiribünlerinden “POTTER QUİDDİTCH SENİN NEYİNE, GELİRKEN SORDUN MU BEYİNE” diye tezahüratlar geliyordu.

Madam Hook Quaffle’ı havaya attı ve maç başladı. “Ginny Weasley, Quaffle’ı aldı götürüyor. Şık hareketler. Katie Bell ile oynadı. İyi orta sayı getirir. Orta geldiaa. Ama top Slytherin’de kaldı.”

Harry Snitch’i arıyordu ama bulamıyordu. “Slytherin sağ kanattan tehlikeli geliyor. Uzun menzilli bir pas.”

Harry Draco’nun da arandığını gördü.

“At bakalım abinin kıllı göğsüne!” dedi Slytherinli bir oyuncu ve Quaffle’ı yakaladı.

“Tehlikeli pozisyon!” diye haykırdı Seamus. “Rıdivane ne diyorsun?”

“Gol olur..”

“Ve Slytherin’in sayısı geliyor. Ron topa manda yavrusu gibi bakmakla yetindi.”

Harry parlak küçük topu gördü. Hızla oraya doğru süzülmeye başladı. Ama sahaya yabancı madde yağıyordu. Bir pet şişe Harry’nin kafasında patladı. İnleyerek süpürgeye sıkıca tutundu Harry. Madam Hook 1 numaralı anonsu yaptırdı.

“Ron topu Ginny’nin uçu yoluna attı. Ginny Quaffle’ı kontrol etti. Bomboş pozisyonda. Rıdivane ne diyorsun?”

“Gol olur..”

“Ve Gryffindor sayı kazanıyor. Ginny elinin içiyle çok teknik bir atış yaptı.”

“Hey Potter korkmuş gibi görünüyorsun” dedi Malfoy sırıtarak.

“Evet, maçtan önce büyükannenin donlarını gördüm Malfoy. Nasıl korktum bilemezsin.” dedi Harry.

Draco bir anda harekete geçti. Snitch’e doğru süzüldüğünü fark eden Harry hemen ona yetişti. İkisi de Snitch’e uzandılar. Ama büyük bir kütle önlerinden geçti ve Snitch ortadan kayboldu. Bu şey aşağı doğru düşüyordu. Harry dikkatli bakınca bunun Hagrid olduğunu anladı. Dayanamayıp tiribünden atlamış ve Snitch’i yakalamaya çalışmıştı. Harry dalışa geçti ve Hagrid’i süpürgesine almaya çalıştı ama Hagrid savrulup Slytherin tutucusunun üstüne düştü.

“Allah’ın ayısı!” dedi Draco. “Tutucumuzu öldürdün resmen.”

Yerde yatan Hagrid’in yanına gitti Harry ve “Nabıyosun Hagrid ya? Ettin maçın içine.” diye söylendi. Yaralanmış olan Hagrid “Ya ben aslında Dumbledore’u yakalamak için atlamıştım. Şerefsiz borcunu ödememek için aşağa kaçtı. Ben de üstüne atlıyım dedim ama iyi hesap edemedim.”

Bu arada maç devam ediyordu. Harry hemen gökyüzüne doğru süzüldü. Slytherin tutucusunun yerine başka bir Slytherinli hemen sahaya dalmıştı.Eski tutucunun elbiselerini ve süpürgesini almıştı. Harry Snitch’i aramaya koyuldu ama bulamadı.

Slytherinli bir oyuncu Katie’ye bir yumruk patlattı. “Oha hoca oha!” diye bağırdı Seamus. “Hakeme gözlük eline sözlük sayın seyirciler. Kart nerde? Madam Hook’un karnesine bakıyorum. Bu güne kadar baya bi maç yönetmiş ama bi halt olamamış. Okulda sürünmüş. Gerçek Quidditch Ligi’nde maç yönetmişliği yok. Yönetmesi de imkansız görünüyor.”

5 saat geçti ve Altın Snitch ortalarda yoktu. Artık saat iyice geç olmuştu. Gryfindor 280-270 öndeydi. Rıdivane en az kırk kez “Gol olur..” demişti.

Madam Hook oyunu durdurdu ve Gryffindor’un hükmen kazandığını açıkladı. Altın Snitch bulunamayınca maç o anki skorda kim öndeyse onun olmuştu.

Maç sonrası Slytherin bina başkanı Severus Snape açıklama yapmak için tüm öğrenci ve öğretmenleri topladı.

“İcabında maçta şike uygulandı. Haysiyetsiz kararlar alındı. Delikanlı olun len biraz!” Snape çok öfkeliydi. “Slytherin Quidditch takımı ligden çekilme kararı aldı. Hakem Hook düdüğü bıraksın. Düdük karı bıraksın diyoruz lan. Federasyonun başındaki Dumbledore gerekenleri yapsın. Bir dahaki maça 1. sınıflarla çıkacağız. Şimdi dağılın uleeaaan!”

Herkes dağıldı. Ama Dumbledore, McGonagall ve Madam Hook Altın Snitch hala bulunamadığı için araştırmaya koyuldular. Filch’i çağırdılar.

“Filch efendi” dedi Dumbledore. “Bugün Quidditch sahasına okuldan olmayan biri girdi mi?”

“Bir düşüneyim” dedi Filch burun deliğiyle işaret parmağını bütünleştirdi. “Mundungus Fletcher maçı izlemek için sizin ona vermiş olduğunuz bir davetiye gösterdi.”

“Evet bana en klasından bi pijama takımı getiricekti. İzin verdim ben de” dedi Dumbledore.

“ ‘Acaba Altın Snitch’i kim yakalıyacak’ dedim. O da hemen ‘Altın mı’ diye atıldı. ‘Evet’ dedim. O da maçı izlemeye gitti koşarak.”

“Şimdi anlaşıldı” dedi McGonagall ve Dumbledore aynı anda…



Harry Ortak Salon’a geldiğinde ortalıkta bayram havası vardı. Ginny boynuna atılıp Harry’yi o kadar ateşli öptü ki Harry kendinden geçti. Ama fazla ateşliydi. Yandığını hissediyordu. ‘Ne ateşli bir kız’ diye düşündü. Sonra fark etti ki Dean çakmakla pantolonunun popo kısmını yakmış. Dean’i salon boyunca kovaladı.

“Harry onu bırak da buraya gel” dedi Neville. “Şu çiğ köftelerden ye de akşam tuvalette yanmak neymiş gör!”

Oturup birlikte çiğ köfte partisi yaptılar. Filch’in tuvaletlerin halini görünce neler söyleyeceğini bile düşünecek halleri yoktu... Mutlu, sıcak ve acılı bir akşamdı.. Özellikle de acılı…

_________________
Skyler Keira Knightley..
..

Skyler Keira Knightley ile Sorunu Olanın Sorunu olurum Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartsforum.turkproforum.com
John Taighzér
Hogwarts Müdürü/Sihir Bakanı
Hogwarts Müdürü/Sihir Bakanı
avatar

Mesaj Sayısı : 37
Yaş : 26
Rp Sevgilin : Skyler Keira Knightley
Savaş Tarafın : Z.A.Y
Asan: : Yok--
Kayıt tarihi : 21/01/08

Karakter Özellikleri
Özel Yetenek: Zihnfendar

MesajKonu: Geri: Harry Potter ve Kolpa Dünya   Ptsi Haz. 23, 2008 4:11 pm

8. BÖLÜM

SNAPE’İN SIRLARI

Voldemort çocuk parkındaki bir banka oturmuştu. Etrafı süzerken bir yandan da sigarasını tüttürüyordu.

“Nerede kaldı şu Snape?” diye söylendi. Birkaç saniye sonra o tanıdık kamyon yaklaştı. Snape kamyondan indi ve Voldemort’un yanına gelip oturdu.

“Nerde kaldın Snape?” dedi Voldemort sıkılmış bir ses tonuyla. “Ağaç oldum burada.”

“Hemi de garpuz ağacı” diye atıldı parktaki salıncaklardan birinde sallanan Kılkuyruk. “Ehi ehi!” diye gülmeyi de ihmal etmedi.

“Voldemort öfkeli bir bakış atınca korkudan salıncaktan düştü. Sonra da maç yapan çocukların topuna karışmaya gitti.

“Ne iş patron?” dedi Snape sakince. “ Bi durum mu var?”

“Bir plan yaptım Snape” dedi Voldemort sesini alçaltarak. “Plan şu-.. Aaah”

Kılkuyruk’un vurduğu top Voldemort'un kafasında patlamıştı. “Aile fotoğrafı çektim. Ehüehieehe!” diye sırıttı Kılkuyruk.

“Kılkuyruk gel buraya len!” dedi Snape. “Al şu parayı kendine abur cubur al.” Parayı uzattı Kılkuyruk’a.

“Dondurma alacam!” dedi Kılkuyruk hevesle.

“Gel lan buraya bu havada ne dondurması?” diye seslendi Voldemort ama Kılkuyruk koşarak gitti. “Allah belanı versin senin e mi geri zekalıların öncüsü.”

“Neyse Snape anlatıyorum planı” dedi Voldemort hemen. “Çok özlü iksiri alıyosun. Mundungus’tan Tonks’un saçının telini aldım. Biraz pahalıya patladı ama olsun. Hatta biraz değil baya pahalıya patladı. Her neyse. Sen Tonks’un şekline giriyosun. Lucius ile Bela’ya talimat vericem. Onlar Tonks’u kuaförde kıstırıp yakalıycaklar. Sen de onun yerine Yoldaşlık’a gidiceksin. Şu sıralar bir planları var mıymış, Harry hakkında ne konuşuyolar, hepsini öğreniceksin.”

“Bi dakka usta” dedi Snape şaşırmış ve sinirlenmiş bir yüz ifadesiyle. “Ben karı kılığına mı giricem?”

“Yapma Snape. Kısa bir süreliğine sadece.”

“Bu işler bizi bozar. Ben kendime ‘U dönüşü yapmış’ dedirtmem” dedi Snape hemen. “Ben derim ki ‘Lily Evans prensesimiz, delikanlılık prensibimiz.”

“Snape hadi ama koçum” dedi Voldemort ısrarcı bir sesle.

“HERKES ÖYLE BÖYLE OLMUŞ BARİZ, AMA BİZ ERKEKLİKTEN VERMEYİZ TAVİZ!” diye haykırdı Snape.

“Ama-..”

“Aması yok usta. Sen erkek adamı bozan iş istedin benden. Artık yolları ayırıyorum seninle. Bunca yıldır saygıda kusur etmedim ama bunu bana dedin ya artık seninle işim bitti.”

“Bunun cezası ölümdür Snape!”

“Yemişim ölümünü” diye tersledi Snape.

“Yemen doğal” dedi Voldemort hemen. “Sen bir Ölüm Yiyen’sin.”

“Görünüşe göre Ölüm Yiyenler çalışma tarzını değiştirmiş” dedi Snape alay ederek. “Bundan sonra köprü altında Karanlık İşaret görürsem şaşırmam.”

“Yeter Snape!” dedi Voldemort öfkeyle.

“Hadi eyvallah usta” dedi Snape sakince ve ayağa kalktı. “Yolun açık olsun. Benden bu kadar.” Snape kamyonuna bindi ve uzaklaştı.





Harry biçim değiştirmeden yeni çıkmıştı. Ron ve Hermione ile birlikte koridorda yürüyordu.

“Harry iyice sapıttın” dedi Ron hararetle. “Biçim değiştirmede McGonagall !İstediğiniz bir şeyi çok görmek istediğiniz başka bir şeye dönüştürün’ dedi diye Lavender’in elbiselerini yaprağa çevirmeye çalışmak da ne oluyor?”

“Ama çok görmek istiyordum” dedi Harry salyalarını akıtacak şekilde sırıtarak.

“Harry” diye seslendi Colin koşarak. “Snape seni odasında bekliyor.”

“Yine ceza mı vericek acaba?” dedi Harry. “Neyse o zaman ben gidiyorum.”

Harry koşarak zindana inen merdivenlerden inmeye başladı. “Duvarlardaki Müslüm Gürses posterlerine aldırmadan aşağı inmeye devam etti. Yavaş yavaş arabesk müzik kulaklarına gelmeye başlayınca Snape’in yakında olduğunu anladı. Kapıya varınca kapıyı açtı ve içeri girdi.

“Selamun aleyküm koçum” dedi Snape. “Otur şuraya.” Yanındaki sandalyeyi gösterdi.

“Beni neden çağırdınız Profesör?” dedi Harry.

“Sana anlatmak istediğim şeyler var” dedi Snape ve iç geçirdi. “Bugüne kadar bir Ölüm Yiyen’dim.”

“Artık vejetaryen misiniz?” dedi Harry pis pis sırıtarak.

“Ya sen ne pis bi çocuksun. İki laf edelim dedik ettin muhabetin içine. Berbat esprilerini sonra söylersin” dedi Snape tiksinmiş gibi.

“Ben bugün Karanlık Lord’dan ayrıldım. Artık doğru yoldayım. Sana geçmişim ile ilgili bilmen gerekenleri göstericem koçum” dedi Snape.

Dolaptan bir büyük rakı şişesi çıkardı. Masanın üstüne koydu.

“Bu nedir efendim?” diye sordu Harry merakla.

“Bu Rakınseli” diye açıkladı Snape. “Dumbledore’un düşünseli gibi. Ama bu kafayı güzel yapıyo.”

Snape asasıyla kafasından gümüş renginde anıları çekti. Rakınseli’ne doldurdu. “Önden git Harry” dedi.

Harry rakı şişesinin içine girdi. Uçsuz bucaksız bir boşluktan düşüyor gibiydi. Ayakları bir süre sonra yere deydi.

“Dumbledore’un odasındaydı. Dumbledore koltuğuna oturmuştu. Annesi olduğunu anladığı kadın hemen onun yanına bir sandalye çekmişti. Snape ise hemen karşısında bir sandalyedeydi.

Genç Snape gömleğinin bağrını iyice açmıştı. Pis sakal bırakmıştı. Görünüşe göre okuldan mezun olmuştu. Ama hala gençti. Mezuniyetin üstünden çok geçmemişti anlaşılan.

“Albus baba” diye söze başladı Snape. “Lily seni her zaman babası gibi görmüştür. Bu yüzden buradayız.”

“Saadete gel Snape” dedi Dumbledore sakince.

“Lily ile biz birbirimizi sevdik, anlaştık. Allahın emri, Peygamber’in kavliyle kızın sayılacak Lily’yi kendime istiyorum.”

“Dur bakalım delikanlı” dedi Dumbledore hemen. “Senin etin ne budun ne? Bu kıza bakabilecek misin?”

Lily şaşkınlıkla Dumbledore’a baktı.

“Ben bu kıza her türlü bakarım” dedi Snape. “Evinin cadısı, çocuklarının anası olacak. Gerekirse canımı veririm yine de onu muhtaç bırakmam kimseye icabında.”

“Lily ile anlaştın tamam” dedi Dumbledore. “Benle anlaşmadın daha.” Gözlerinden ışıltılar saçmaya başladı. Lily de Snape de şaşırmıştı.

“Başlık parası 10 000 dolardan başlıyo haberin olsun” dedi Dumbledore koltuğuna iyice kurularak.

“Çakallığını burada da gösterdin ya” dedi Snape öfkeyle. “Ya kardeşim biz anlaşmışız ver kızı gitsin.”

“Bana şöyle son model bi araba al be bari” dedi Dumbledore. “Beleşe kız vermem ben.”

“Ama-..”

“Hadi başka kapıya koçum” diye tersledi Dumbledore. “Yok sana kız mız!”

Snape odadan öfkeyle ayrıldı.

Bir anda sahne değişmeye başladı. Harry kendini bir meyhanede buldu. Snape kafayı çekiyordu.

“Kaderime tüküreyim uleeeaaaaan!” diye haykırdı Snape. Ağlamaya başladı. “Nah buraya yazıyorum o James şerefsizini geberticem.” Tükürdüğü parmağıyla masaya dokundu.

Kafasına bir şaplak yedi. “Hayvan herif sabahtan beri masaları siliyorum” dedi bir garson. “Masaya balgamını sürdü angut herif.”

O anda içeri James ve Sirius girdi. Snape’i tuttukları gibi ağzını burnunu kırdılar.

“Lan bir daha Lily’ye patronusla mesaj atarsan kafanı gözünü yararım!” dedi James bağırarak.

Sahne değişti. Dumbledore’un odasında Snape ve Dumbledore karşılıklı oturuyorlardı. İkisi de şu anki hallerine benziyordu. Annesi ve babası ölmüş olmalıydı.

“Dumbledore çocuğa ölene kadar sahip çıkmak istiyorum” dedi Snape. “Lily’nin hatırasını yaşatmak için.”

“Orda dur bakalım” dedi Dumbledore hemen. “Yetimhaneyle anlaştım. Sağ kalan çocuk için yetimhaneye gelen hayırseverlere Harry yüksek fiyata verilecek. Parayı yetimhaneyle yarı yarıya bölüşücez.”

“Bu kadarı fazla ama Dumbledore” dedi Snape. “Gözün doysun be adam. Paran da var her şeyin var.”

“Tabi sen daha yüksek bir fiyat verirsen iş değişir” dedi Dumbledore sırıtarak.

“O kadar param yok ama en azından teyzesinin yanında kalsın. Güvende olsun” dedi Snape. “Sana bunun için 5 000 dolar veririm.”

“Anlaştık” dedi Dumbledore.

Harry geri döndüğünü hissetti. Zindandaydı. Snape’in gözlerine baktı. Snape de ona.

“Umarım artık benden nefret etmezsin” dedi Snape gözleri dolu dolu. Sarılmak için kollarına açmaya başladı Snape.

“Nıhahaha” diye anırarak gülmeye başladı Harry. “Ehuheehahe! Nasıl dayak yedin lan ibiş! Uhahahaha!”

“Bu anılardan çıkardığın ders bu mu?” dedi Snape.

“Amma da dövmüşler seni. Ehü ehü!”

“Çık lan dışarı çık” diye bağırdı Snape. “Sana anılarını gösterende kabahat. Pis herif.”

Harry koşarak odadan çıktı.





Voldemort yalnız başına sokaklarda yürüyordu. Bir ara sokağa girdi.

“Bu lanet olası Voldezort değil mi ha?” diye bir ses geldi ilerden. Bu Kingsley’di.

“Evet adamım bu o! Voldezort!” Voldemort dikkatli bakınca konuşanın bir ev cini olduğunu gördü. Black ailesinin ciniydi bu. Kreacher adında olan.

“Seni aciz ev cini!” dedi Voldemort gözlerini kısarak. “Karanlık Lord ile alay etmeye cüret mi ediyorsun?”

“Ben bir ev cini değilim pislik” dedi Kreacher kaşlarını çatarak. “Ben bir sokak ciniyim. Evveet adamım yanlış duymadın. Artık sokaklarda takılıyorum. Burası bizim çöplüğümüz seni lanet herif.”

“K&K” dedi Kingsley. “Kreacher ve Kingsley. Sokak dünyasının yeni çetesi. Rap bizim kanımızda var.”

“Şimdi sizi yere sermenin zamanıdır” dedi Voldemort asasını çıkararak.

“Uzak dur dostum, daha bitmedi tostum” dedi Kreacher sırıtarak.

Kreacher bir i-pod çıkardı ve müziği verdi. “Başla adamım.”

Kingsley şarkıya başladı.

“İşte o gelmiş Adı Anılmaması gereken kişi,
Sanıldığının aksine cinsi de dişi,
Ana avrat düz gitsen yine yapamaz bişi,
Yaş yetmiş olmuş, artık bitmiş işi.”

Kreacher atıldı.

“Kafası ne büyüye ne iksire basar,
İki büyü için kendini kasar,
Odasının duvarına yalanları asar,
Konuşmasını bilir ama veremez hasar,
Ulan sen Karanlık Lord olsan kaç yazar!”


“Yeter” dedi Voldemort ve asını kaldırdı. “Nefesiniz kesildiğinde şarkınız için pişman olacak zamanınız bile olmayacak!”

_________________
Skyler Keira Knightley..
..

Skyler Keira Knightley ile Sorunu Olanın Sorunu olurum Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartsforum.turkproforum.com
John Taighzér
Hogwarts Müdürü/Sihir Bakanı
Hogwarts Müdürü/Sihir Bakanı
avatar

Mesaj Sayısı : 37
Yaş : 26
Rp Sevgilin : Skyler Keira Knightley
Savaş Tarafın : Z.A.Y
Asan: : Yok--
Kayıt tarihi : 21/01/08

Karakter Özellikleri
Özel Yetenek: Zihnfendar

MesajKonu: Geri: Harry Potter ve Kolpa Dünya   Ptsi Haz. 23, 2008 4:16 pm

9. BÖLÜM

İÇELİM GÜZELLEŞELİM

Voldemort elini cüppesinin cebine doğru yöneltti. Asasını çıkaracağı düşüncesiyle Kreacher ve Kingsley irkildiler. Ama Voldemort elini çıkardığında bir müzik çalar tutuyordu. Hemen beat verdi.

“Lanet olsun dostum” dedi Kingsley. “Bu bir meydan okuma mı?”

Voldemort söze başladı:

“Şu köpek zenciyi insan yapmaya yetmez para,
Asla düzelmeyecek o küçük beynindeki dehşet yara,
O pislik ağzıyla yuvarlak der bariz küp şeklindeki zara,
Bir gün insan olursan bekletme beni cepten ara.”

“Seni sürtük” diye atıldı Kingsley. “Şu lanet herife haddini bildiricem. Evvett bunu yapıcam dostum.”

“Sakin ol adamım” dedi Kreacher. “Biz deriz ki: ‘Dünyaya baktığın yer olsun mutluluktan pencere, yoksa yersin kafana mercimek çorbalı tencere.’ Sakin ol!”

Voldemort devam etti:

“Bi de rapten anlar gibi çene yapmakta bu ev cini,
Lanetleyip mezara yollamalı bunların hepsini,
Kanı bozuklarla takılıp yaparlar bale,
Mekanları ise jartiyerden kale.”

“Fazla ileri gittin pislik” dedi Kreacher ve koşarak sokağın öbür ucuna gitti. “Recep ağabeyii, Süleyman Abii, Nejdet Abii. Koşun kavga var. Harbici kavga var.”

Bir süre sonra sokağa iri yarı üç kişi geldi. Yere uzun bir tükürük bıraktıktan sonra en iri olanı konuşmaya başladı.

“Lan şerefsiz. Ağzını burnunu yamultalım diycem ama zaten yamuk. Kimden dayak yedin len angut?”

“Bakın karşınızda Karanlık Lord var” dedi Voldemort. “Lafınızı bilin de konuşun.Burdan bi korsam Gringotts’a beş dakkada uçarsın.”

“PARDON LORDUM, SANA BİR KORDUM, ADINI MI SORDUM, AHAN DA VURDUM” diye bağırdı en kısa boylu olan ve Voldemort’a yumruğu patlattı.

Üç kişi de Voldemort’u öldüresiye dövdüler. Üstüne sigara yakıp uzaklaşmaya başladılar.

“Bari bi dal sigara verin insafsızlar” diye seslendi Voldemort ama cevap gelmedi.

Voldemort gözleri dolmuş bir şekilde ayağa kalktı. “Yeter ulan! Ne bu çektiğim. Benim gibi lordun…” diye bağırdı.

Uzaklardan bir karaltı göründü. Voldemort kim olduğunu anlamak için dikkatlice bakmaya başladı. Yanık bir ses eski bir büyücü türküsü tutturmuştu.

“Ne süpürgem harika, ne de var bir fabrika. Hortkuluklara bölünüp ruhumu parçalasam, ah o gözlerine bakmak zorunda olmasam. Elimde bir kadeh kaymak birası, cebinde kalmamış parası, hala sızlar crucio yarası, çok uzun mesafe artık ellerimizin arası, ahh canısıııı…” diye bir parçaydı bu.

Siluet yakınlaştı. Uzun saçları olduğu anlaşılıyordu. Elindeki tespih de karanlıkta parıldıyordu. İyice yakınlaştı.

“Usta” dedi Snape. “N’oldu sana. Hangi köpekler yaptı bunu?”

“Bırak beni” diye tersledi Voldemort. “Sen artık benim evladım değilsin. Dumbledore’un Anka’sına damızlık olmayı tercih ettin.”

“Yapma usta” dedi Snape. “Bir hata ettim. Affet. O geri zekalı çocuk sayesinde anladım senin ne insani biri olduğunu. Benim Lily’min oğlu bu deyyus mu anlayamıyorum. Çöpten mi bulmuşlar bunu nedir?”

“Sen beni bu zor günlerimde yalnız bıraktın” dedi Voldemort. “Şimdi git!”

Snape hemen cisimlendi. Cisimlenmeden hemen önce Voldemort’un uyumak için otobüs durağına gittiğini görünce içi sızladı. Efkarlıydı. Alkol tek çaresiydi. Koşarak yakındaki tekel bayiine girdi. Bir Efe Rakı aldı ve gazeteye sardırdı.

Hogwarts’a gitmek üzere Sihir Belediyesi Otobüsü’ne bindi. Otobüste kesif bir gaz kokusu hakimdi. Ayakta beklerken tutunma yerinde yazan “Büyük Büyücüler Daima Ayakta Kalanlardır” yazısına baktı ve oturmamak için hırs yaptı.

“Arkaya doğru ilerleyelim. Arkayı beşleyelim” diyen şöförü kırmamak için zaten sekizlenmiş durumdaki arkayı dokuzlama çabasıyla birinin kucağına atladı. Yaşlı bir teyzeden bastonu yedikten sonra koşarak otobüsün ön tarafına doğru ilerledi. Şöförün kaldırımdan gitme, emniyet şeridini mesken edinme gibi hareketlerini görünce tırsan Snape, Hogsmade’de hemen indi.

Koşarak Hogwarts arazisine vardı. Yolda önünü kesen tinerciler yüzünden sinirliydi. Yarım ekmek döner parası vermek zorunda kalmıştı.

Bahçede ilerlerken ona doğru koşan bir karaltı gördü. Bunun bir köpek olduğunu anlayınca asasına uzandı ve asasını havaya kaldırdı. “Hoşt, pis köpek” diye bağırıp asasını köpeğin kafasına geçirmeye çalıştı.

Köpek birden değişmeye başladı. Bir insana dönüştü.

“Vaay! Sirius Black değil mi bu? Karabaş mı desem?” Snape sırıtmaya başladı.

“Sus” dedi Sirius. “Zaten kafam bozuk.”

“Bunu söyleyeceğimi sanmazdım ama” diye söze başladı Snape. “Benim de kafam bozuk aga. Gel kafaları çekelim. Dertleşcek birine ihtiyacım var.”

“İçelim be Snape” diye karşılık verdi Sirius.

Daha sonra Snape’in zindandaki odasına gittiler. Snape en damar büyücü şarkılarından oluşturduğu albüm koleksiyonundan favorileri teybe koydu. Masayı mezelerle donattı. İkisi de masaya oturdu.

Snape kendi bardağına rakıyı doldurdu. “Lan Sirius! Sana köpek öldüren mi koysam” dedi ve sırıtmaya başladı. “Bu rakı sofrasında muhabbeti bol biri lazımdır. Seni eski bir dostumla tanıştırıyim.”

Snape dolabının kapağını açtı. İçerden eski püskü, siyah ve yıpranmış bir şapka çıkardı. Masanın üstüne koydu. Şapkanın önüne de bir şişe rakı koydu. Şapka şişeyi dürttü ve ağzına bol miktarda boşalttı.

“Oaaaah bea! Dünya varmış” dedi şapka. Şapkaya sinmiş içki kokusu Sirius’un burnuna kadar geldi.

“Bu da ne? Ya da kim?” diye sordu Sirius.

“Bu can dostum güzel insan İçmen Şapka” dedi Snape.

“Ne?” dedi Sirius hemen. “Seçmen mi demek istedin?”

“Hayır” dedi Snape sakince. “İçmen Şapka o. Rakı sofralarında vazgeçilmez arkadaşımdır. Şapkalar dünyasındaki en ayyaş şapkadır kendisi. Di mi lan İçmen?”

“Eaaynneean öyle! Hık!” Şapka sarhoş olduğunu belli eden bir sesle konuşmaya başladı. Hıçkırıyordu arada da.

“İçmen Bey” dedi Sirius. “Seçmen Şapka’yla bir alakanız var mı?”

“Eniştesiyim” dedi İçmen Şapka. “O şerrreffsiz var ya… Ailenin yüz karası şerefsizim.”

Şapkanın durumuna acıyan Sirius şefkat göstermek için onu kafasına taktı. Sonra indirdi.

“Neden ailenin yüz karası?” diye sordu Sirius.

“Snape” dedi İçmen Şapka. “Sen anlatsana. Benim helaya kadar işim var.” Şapka sürünerek kapıdan dışarı çıktı.

“Hela mı?” dedi Sirius. “Nerden oluyo o iş?”

“Kafamızı geçirdiğimiz boşluktan” dedi Snape.

Az önce şapkayı kafasına takan Sirius irkildi ve saçlarını yıkamak için masadaki suyu kafasına boşalttı.

“Yavaş hayvan” dedi Snape. “Babanın malı mı?”

“Hadi anlat bakalım şu şapkanın hikayesini” dedi Sirius.

“Şimdi bi tane dişi kasketle, erkek kovboy şapkası evleniyo tamam mı?” diye anlatmaya başladı Snape. “Bunların çocuğu ne işse Büyücü Şapkası oluyo. Çocuk da ünlü Seçmen Şapka. Bu Seçmen Şapka okulda testlerde hep doğru şıkkı seçiyo. Diyolar ‘Lan sen buralarda harcanıyosun. Git kendine bi iş bul.’ O sıralarda da eniştesi İçmen Şapka da Hogwarts’ta terfi bekliyo. Bu tuvaleti temizliycek ev cinlerini seçiyo ama yakın zamanda terfi edip öğrencileri binalara ayıracak. Bu terfi ediyo. İlk seçiminde buna şarkı bul demişler. Binalara ayıracak şapkanın şarkısı olur demişler. Bu da bi tane yazmış.”

“Hepsi terk etti evi yurdu,
Dört tane dingil Hogwarts’ı kurdu.
Godric’in kafası güzeldi bariz,
Nerde olay varsa atlardı keriz.
Rowena her bulduğu kitabı okuttu,
Çaktırmadığını sandı ama bi seferinde çok pis kokuttu.
Helga tam bir saftorik,
Ağaçlardan çalardı erik,
Salazar, Nuri Alço gibi adamdı,
Okuldaki kızlara dadandı.
Aha seçecem şimdi sizi,
Yedi yıl çekeceksiniz bizi,
Gryffindor’a gideceklerin yüreği mangal,
Her sabah kahvaltıda yiyecekler kangal.
Ravenclaw’a gidenler zaten doğuştan inek,
La biraz eğilin de biraz üstünüze binek,
Hufflepuff’a gidenler kofti, boş adamlar,
Hepsi derslerde şarabını yudumlar,
Slytherin öğrencisi az çakal değildir,
Bari insanlık yap da bir iki gariban sevindir.
Haydi Hogwarts’ın koridorlarına akalım,
Seçim başlasın bakalım.”

“İlginç bir şarkıymış” dedi Sirius.

“Biraz” dedi ve devam etti Snape. “İşte bu şarkıyı okuyunca müdürden temiz bi dayak yemiş. Sonra da yerine Seçmen Şapka’yı işe almışlar. İçmen bu duruma çok içerlemiş. O zamandan beri kafayı çeker her gün.”

“Acıklıymış” dedi Sirius. O sırada içeri İçmen Şapka girdi. Altından bir tuvalet kağıdı sarkıyordu.

“Lan şifonu çektim su gelmedi” diye yakındı şapka. “Dumbledore tasarruf olsun diye vanaları kapatmış.”

“Biraz da sen anlat Sirius” dedi muhabbetin ne duruma geleceğini gören Snape aceleyle. “Nedir derdin?”

“Ne olsun Snape be” diye başladı Sirius. “Köpek toplayıcıları kıstırdı beni köşede. Kaçmaya çalıştım ama yakalandım. Biçim değiştirmek korkudan aklıma gelmedi. Beni aldılar götürdüler sokak köpeklerini tuttukları yere. Kısırlaştırma yapılacaktı. Adam beni ameliyathane gibi bi yere götürdü. Tam aletleri falan çıkardı o sırada insana dönüştüm. Dedim ‘Abi ben insanım’. Adam ‘Fark etmez onu da keseriz’ dedi. Anlıyacağın adam piskopat çıktı. Almış eline çalı makasını geliyo. ‘Lan manyak mısın birader? Ben insanım’ dedim. Herif dedi ‘Böyle diyen köpekleri çok gördük.’ Dedim ‘Lan nerde gördün konuşan köpek. Sallama şerefsiz.’ O da dedi ‘Haklılık payın var lan aslında. Burada çalışa çalışa Kemal Özkan’a döndük. Her bulduğumuzu kesme eğilimindeyiz. Kusura bakma.’ Sonra serbest bıraktı.”

“Ucuz kurtulmuşsun” dedi Snape. Ve sabaha kadar muhabbet ettiler…

_________________
Skyler Keira Knightley..
..

Skyler Keira Knightley ile Sorunu Olanın Sorunu olurum Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartsforum.turkproforum.com
John Taighzér
Hogwarts Müdürü/Sihir Bakanı
Hogwarts Müdürü/Sihir Bakanı
avatar

Mesaj Sayısı : 37
Yaş : 26
Rp Sevgilin : Skyler Keira Knightley
Savaş Tarafın : Z.A.Y
Asan: : Yok--
Kayıt tarihi : 21/01/08

Karakter Özellikleri
Özel Yetenek: Zihnfendar

MesajKonu: Geri: Harry Potter ve Kolpa Dünya   Ptsi Haz. 23, 2008 4:19 pm

10. BÖLÜM

GÜLÜM YADİGÂRLARI

Sabah olmuştu. Snape’in karanlık odası leş gibi rakı kokusuna boğulmuştu. Kanepede sızan Sirius göbeğini kaşıyordu uykusunda. Snape uyanmış İçmen Şapka’nın araklamaya çalıştığı konyak şişesini gözden uzak bir yere saklıyordu.

“Nerden geldim bu gurbet okula, ah yarim Lily gelse de yanıma sokula…” diye başlayan kendi bestesini mırıldanmaya başladı Snape.

Sirius kanepede yavaşça doğruldu. “Bütün gece odayı zehir gibi kokuttun be Snape. Burnumun direği çatırdadı yemin ediyorum. Arka tarafından Avada Kedavra mı yolladın ne yaptın be arkadaş!”

“Lan iftiranın böylesini de görmedim” dedi Snape şaşkın ama sinirli bir sesle. Koltuğa sessizce gömmüştü halbuki gaz tabakasını. Sirius’un sesi nasıl duyduğuna şaşırdı.

“Senin gibi delikanlı adama yalan yakışmaz Snape” diye söze başladı Sirius. “Bilirsin bi yerde köpek sayılırım. Kulaklar sağlam. Sadece köpeklerin duyabileceği frekanstan saldın en doğalından gazı ama senin çakallığın benim kulaklarıma sökmez.”

“İyi, iyi” dedi Snape ve başını tutmaya başladı. “Kafa güzel odlumu sabah insanın başı ağrıyo be Sirius. Bu ağrıya en iyi ne gelir, bilir misin?”

“Ne gelirmiş?” dedi Sirius merakla.

“Biraz daha alkol” diye cevap verdi Snape kapıya yönelerek. “Yürü! Dana Kafası’na gidiyoruz.”

“Dana Kafası mı?” diye sordu Sirius ayağa kalkarken.

“Aberforth’u bilirsin” diye açıklamaya başladı Snape. “Müslüman olunca Domuz falan bize ters diyerekten dükkanın ismini değiştirdi. Duyduğuma göre tabelayı değiştirmek için de acayip para harcamış. Rosmerta bacımızla beraber kurbana girmişler. Büyükbaş kesmişler sonra. Aberforth dananın kafasını kaptığı gibi asmış domuz kafasının yerine.”

“İyi bari gidelim de bu herif şimdi hafız oldum diyip içki vermezse ne yaparız?” diye sordu Sirius kapının eşiğine gelmişken.

“Yok oğlum, adam ekmek parasını nereden çıkaracak sonra” dedi Snape merdivenlerden çıkarlarken. “Sen bakma bunun Dumbledore’la arası geçmişte kız kardeşleri yüzünden açık falan sanıyolar. Bu Aberforth’la Dumbledore birlikte Halkalı Toplu Konutlardan beş oda, bi salon daire almışlar. Ortak kalırız diye düşünmüşler. Bekar evi hesabı. Dumbledore ile Grindelwald eve konmuşlar. Aberforth’a da Godric’s Hollow’daki evi üstüne yaparız diye yalanı basmışlar. Garibim de yemiş tabi. Sonra Dumbledore iki evi de kendi üstüne yapmış. Yani adam zaten parasız. İçki alsın biri diye bekliyodur şimdi.”

“Sen öyle diyosan öyledir” dedi Sirius.

“İşkembeci Rosmerta’da da kahvaltı yaparız” dedi Snape ve birlikte yola koyuldular.




Harry o sırada Hogwarts koridorlarında dolaşmaktaydı. Gözüne bir oda çarptı. Bu oda daha önce görmediği bir odaydı. Kapıya yaklaştığında “İZİNİSİZ GİREN FIRLAMA, GEL DE TAMPONUMU TIRMALA” yazısını gördü. Hemen yazının altında “Hacı Prof. Muharrem Maymak” yazıyordu. Karanlık sanatlara karşı savunma öğretmeninin odasını hiç görmemişti. Bu oda ona özel açılmıştı anlaşılan.

Harry ses çıkarmamaya çalışarak içeri girdi. Kapı kilitli değildi. Buna sevindi. Odanın öbür ucunda geniş bir masa vardı. Masanın üzerinde “Bu odada büyü yapacak kadar erkeksen, eteklerin siparişini şimdiden ver” yazan bir çerçeve vardı. Anlaşılan Mr. Maymak korkusuz bir sihirbazdı.

Harry çekmeceleri karıştırmak için masaya yaklaştı. Elini masada gezdirdi.

“Halis Türk yapımı” diye bir ses geldi arkasından. “Bunun kadar sağlamını bulamazsın.”

Harry döndüğünde konuşanın Mr. Maymak olduğunu gördü. Daha sonra masanın üstündeki MagicStation2’yi gördü.

“Tahtakale’den aldım” diye söze başladı profesör. “Piyasada 300 Galleon’du. Ben 120’ye getirttim.”

Harry profesöre bakmaya başladı. Özür dilemek için ağzını açtı ama profesör ondan önce davrandı.

“Seni bi daha buralarda görmiyim!” dedi yüksek sesle. Harry irkildi ve odadan çıkmak için yürümeye başladı. Ama Maymak tekrar konuştu. “Şuralarda göriyim” dedi ve koltuğu işaret etti. “Seni şu masanın sağında görmiyim. Ama şuradaki sehpanın yanında görebilirm. Şu lambanın yanında da görmiyim. Dolabın yanında görsem iyi olur.”

“Peki efendim” dedi Harry kısık sesle.

“Bi daha seni ‘Peki Efendim’ derken duymiyim. ‘Pökü İfendüm” diyebilirsin” dedi Maymak gözlerini Harry’ye dikerek.

Profesörün iyice kendisiyle maytap geçtiğini düşünen Harry ayağa katlı ve “Gitsem iyi olacak” dedi.

“Gützen üyi olacaksa git” dedi Maymak.

Harry tam kapıya ulaşmıştı ki profesör seslendi. “Çıkarken önce sağ ayağını at. Ayıp olmasın.”

Harry koşarak uzaklaştı…



Snape ve Sirius, Dana Kafası’na ulaştılar. İçeri girdiler ve etrafa bakınmaya başladılar. Bir masaya oturdular.

“Kaymak birası alır mıyız?” dedi Snape.

“Kaymak votkası varsa ben ondan alıyım” dedi Sirius.

“Usta!” diye seslendi Snape. “Bakabilcen mi?”

Aberforth yanlarına geldi. “Buyurun.”

“Bana bi Efes Fıçı Kaymak birası. Yalnız kaymağını üstünden sıyırırsan makbule geçer. Kaymak ağzımın tadını bozuyo biliyo musun?” dedi Snape. “Arkadaşa da bi kaymak votkası.”

“Hemen geliyor” dedi ve içkileri getirmeye gitti Aberforth.

Duvardaki “Ne para, ne aşk, ne de güzel bir madam, Hepsinden önce olacaksın adam” yazısı Sirius’un gözünden kaçmadı.

Kısa süre sonra Aberforth tepsi içinde üç bardak getirdi. Snape’e kaymağı sıyırılmış kaymak birasını, Sirius’a bol kaymaklı votkasını verdi. Kendine de bir sandelye çekti ve oturdu. Kendi içeceği sıcak kaymak salebini önüne koydu. Ardından da “Ee nasılsınız bakalım gençler?” diye sorusunu yöneltti.

“Ne olsun be dayı” diye söze girdi Snape. “Geçinip gidiyoruz.”

“Sen nasılsın asıl?” dedi Sirius. “Kötü görünüyosun. Yıllar seni yormuş.”

“Geçmişin izlerini hala silemedim.” Aberforth şimdi sıkıntılı görünüyordu. “Yaşadıklarımı hatırlamak beni yoruyor.”

“Anlat bize dayı” dedi Snape. “Rahatlarsın, hafiflersin.”

“Uzun hikaye” dedi Aberforth. “Dizi yapsak beşinci sezon bölümleri çekilir yeminle. Hazır dizi demişken Heroes’u izliyo musunuz? Son bölümde ne oldu?”

“Heroes’un neyini izliyosun?” dedi Sirius onaylamayan bir ses tonuyla. “Dandik dundik güçleri var. Ben onları Hogwarts’taki üçüncü yılımda yapıyodum. Ordaki Hero Nakamura, bizim Harry’nin eski manitası Cho’nun eniştesiymiş galiba.”

“Benim zindanda Cnbc-e çekmiyo dayı” dedi Snape. “Çekse de izlemem. Hipogrifler Vadisi de eski tadında değil. Şu aralar SBD Anneleri’ni izliyorum. O da berbat.”

“Neyse Aberfort” dedi Sirius. “Anlat bakalım şu kötü anılarını.”

“Anlatalım bakalım” dedi Aberforth ve kaymak salebinden bir yudum aldı. “Şimdi benim hala kızı, Grindelwald’a yanıktı. Grindelwald da benim dayı oğlunun sınıf arkadaşına gözü dikmişti. Albus, amcamın kızının görümcesiyle evlilik düşünmekteydi ama amcamın kızının görümcesi çoktan bana abayı yakmıştı. Ben ise komşu kızının mahalleden arkadaşı Selma’yı istemekteydim. Filch ile Mrs. Norris nikah masasından kalkmıştı. Mr. Norris Filch’le sağlam bir kavga etmişti. Bunun tabi konumuzla bir alakası yok. Büyük teyzemin kaynı, benim annemin küçük halasıyla flört etmekteydi. Albus, benim mürvetimi engellemek için amca oğlu Hasan’la bir oldu. Teyzemin yakın arkadaşı Süleyman’ı, Selma ile tanıştırdı. Sonra o arada benim aslında halamın kaynının çocuğu olduğum anlaşıldı. Albus ise benim kuzenimmiş. Grindelwald, Albus’un teyzesi çıkacaktı ki ‘Yuh artık iyice maytaba bağladınız’ dedik o olmadı. Sonra…”

“Öhö” dedi Snape. “Tamam sus birader. Dumbledore ailesinin ilişkileri karışıktır diye biliyoduk ama biraz daha konuşursak Sirius’la karı koca çıkacaz diye korkuyorum.”

Aberforth sustu. İçkilerini yudumlamaya devam ettiler.




Yoldaşlık üyeleri geniş bir sokakta yürümekteydi. Hagrid, Lupin, Mrs.Weasley, Bill, Kingsley, Kreacher, Tonks ve Moody birlikte ilerliyordu.

“Sence Mürvet Asa nerdedir?” diye sordu Tonks, Mrs.Weasley’ye dönerek.

“Anne!” dedi yüksek sesle Bill. “Mürvet Asa da nerden çıktı. Mürver Asa efsanesini biliyoruz ama Mürvet Asa da nesi?”

“Zamanı gelince öğrenirsin” dedi Mrs.Weasley.

“Eğer şimdi söylemezsen şurdan şuraya gitmem” dedi Bill.

“Tamam” dedi Mrs.Weasley. “Mürvet Asa da bir efsanedir. Kaynana Beedle’ın Hikayeleri’ndeki bir öyküde geçer. Bu asanın evlendiremeyeceği, evde kalmaktan kurtaramayacağı kişi yoktur. Charlie, Fred ve George’un başka türlü evleneceği yok. Ne yapalım. Mürvet Asa şart.”

“Şu hikayeyi biraz daha anlatsana” dedi Lupin.

“Üç tane kız kardeş bir ağacın altında oturmaktaymış” diye başladı anlatmaya Mrs.Weasley. “Ölüm’ün eltisi Gülüm gelmiş. Gülüm demiş ki ‘Kızlar üç tane dilek dileyin.” Kızlar ilk başta ‘Ne iş?’ demişler. ‘Bu devirde ne bu? Kesin bu işte bi hinlik var.’ Gülüm demiş ‘Valla bir şey yok, içimden geldi. Ayıp ediyosunuz kızlar.’ Kızlar da ‘iyi bari’ demiş.”

“Anne uzatmadan anlatsana” dedi Bill hemen.

Hagrid elinde çekirdek dinlemekteydi. “Eee sonra ne oldu kız?” dedi Hagrid merakla. “Ehem yani şey… Devam et Molly.”

“Daha sonra kızlardan büyük kardeş, bir Döndürme Taşı istemiş. Gülüm ilk başta ‘Döndürme möndürme ne oluyoruz? Bu işin sonu kötü” dediyse de kız sonra döndürme taşının sandığı gibi değil eski sevgilileri geri döndürmeye yaradığını söyleyince Gülüm de kabul etmiş. Öbür kız Mürvet Asa’yı istemiş. Mürvetimi bu asayla bulurum demiş. Asayı kapmış. Son kız da Sevilmezlik Pelerini istemiş. Bu pelerin sayesinde tipi kayacak, hiçbir erkek onu sevmeyecekti. O da aşktan kurtulacak, aşk acısı çekmeyecekti bir daha. Bunlara Gülüm Yadigarları denmiş. Aradan zaman geçmiş. İlk kız eski sevgililerini döndürmüş geri. Ama çek senet tahsilatı yapan maganda sevgilisi dönünce bunun gırtlağını kesmiş. Öbür kız bütün erkekleri kendine aşık edince erkekler bunun uğrunda cinayetler işlemiş. Sonunda aslında hiç sevmediği biriyle evlenmek zorunda kalmış.”

Moody söze girdi. “Üçüncü kız da aşk acısı çekmemiş. Aşktan hep kaçmış. Mutlu yaşamış. Öyle mi?”

“Hayır” dedi Mrs.Weasley. “Geri zekalı gibi evde kalmış. Örgü örmekten delirmiş artık. Mahallede adı kız kurusuna çıkmış. Bir gün dayanamayıp kendini örgü şişiyle deşmiş.”

“Bu mudur?” dedi Bill sakince.

“Evet” dedi Mrs.Weasley. “Hadi şimdi yürüyün asayı bulalım.”

“İyi de nereden bulacaz?” dedi sinirli bir sesle Moody. “Bak gene gözüm seğiriyi.”

“Mundungus’a gidiyoruz” dedi Mrs.Weasley. “O değerli olan her şey hakkında bir şey bilir.”

“Onu nasıl bulucaz?” diye sordu Lupin.

“Aldığım haberlere göre temizlik işine girmiş” dedi Hagrid. “Dükkanının yerini öğrendim Molly için. En son Harry’ye Görünmezlik Pelerini’ni temizler, leke bırakmaz diye bi çamaşır suyu satmış. Bizim angut Harry de almış hemen. Kazık yemeye pek meraklı. Ron’dan duydum. Şu aralar Görünmezlik Pelerini’nin görünmeyen lekelerini temizlemeye çalışıyomuş. Allah akıl fikir versin. Neyse gidelim.”

Hagrid köşeyi döndü ve yola devam ettiler.

_________________
Skyler Keira Knightley..
..

Skyler Keira Knightley ile Sorunu Olanın Sorunu olurum Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartsforum.turkproforum.com
John Taighzér
Hogwarts Müdürü/Sihir Bakanı
Hogwarts Müdürü/Sihir Bakanı
avatar

Mesaj Sayısı : 37
Yaş : 26
Rp Sevgilin : Skyler Keira Knightley
Savaş Tarafın : Z.A.Y
Asan: : Yok--
Kayıt tarihi : 21/01/08

Karakter Özellikleri
Özel Yetenek: Zihnfendar

MesajKonu: Geri: Harry Potter ve Kolpa Dünya   Ptsi Haz. 23, 2008 4:21 pm

REYTİNGLERİN LORDU


Yoldaşlık üyeleri işlek bir sokakta ilerlemekteydi. Kingsley ve Kreacher küçük çocuklara küfür edip toplarına karışıyorlardı arada bir. Kingsley tam maç yapan çocukların arasına atlayıp “At bi kafalık” şeklinde oyuna karıştığında Mrs. Weasley onu azarlamaya başladı ve kolundan tuttuğu gibi uzaklaştırdı.

“Hey Kingsley!” diye seslendi Kreacher, tam manavın yanından geçerlerken. “Şu lanet manava da bak. Kepenkleri indirirken aynı pislik bir beyaz gibi davranıyor. Siyahların yüz karası dostum!”

“Hey şişko!” diye seslendi Kingsley manava doğru.

“Buyur gülüm” diye karşılık verdi manav sakince.

“Adamım” dedi Kreacher dikkatle adamı süzerek. “Sen nasıl bir zencisin? Lanet bir beyazdan farkın yok! Gerçek bir nigga gibi davran biraz.”

“Birader çek git başımdan” diye tersledi manav.

“Şişkonun tezgahında yiye yiye kalmamış erik, yağdan kaybolmuş göbeğindeki delik!” diye atıldı Kreacher.

Lupin ikisini de susturmaya çalıştı ama başaramadı.

“Ne niggası ne zencisi?” dedi manav öfkeyle. “Ben kırk yıllık manav Haydar ustayım. Mardin’de kime sorsan tanır beni. İşler açılsın diye buraya geldim. Arap kökenliyimdir. Büyük dedem Arabistan’da şeyhtir. Dingil herifler nigga sizin babanızdır! Yürüyün la! Allah’ıma kitabıma dağtırım ağzınızı yüzünüzü.”

Yoldaşlık üyeleri Kingsley ve Kreacher’ı sürükleyerek uzaklaştırdılar. Ama Kingsley ve Kreacher el kol hareketleriyle manava sataşmaktan geri kalmadı.

Hagrid sonunda bir dükkanın karşısında durdu. Dükkanın üzerindeki tabeladan anlaşıldığı kadarıyla ismi “BukaleMundungus” idi. Altında da daha küçük harflerle “Temizlik artık renk değiştirdi” yazmaktaydı.

Yoldaşlık üyeleri içeri girdiler. Hemen Mundungus onları karşıladı. “Buyurun efendim. Ne arzu etmiştiniz? Çeşitli kampanyalarımızdan faydalanabilirsiniz. Sizin için her türlü masraftan kaçındık. İki üç tane dandik malı burada size kakalıyoruz.”

“Efendim?” dedi Mrs. Weasley şaşırmış bir halde.

“Şaka efendim şaka” dedi Mundungus gülümseyerek. “Size mallarımızı tanıtayım.”

“Senden başka mal da mı var? Senin gibi bi malla tanıştık ya o bize yeter” dedi Moody sırıtarak.

“Şimdi şu pazarlamacı ayaklarını bırak Mundungus” diye söze girdi Lupin. “Sana birkaç sorumuz olacak.”

“Bak Remus” dedi Mundungus kaşlarını çatarak. “Burasız nezih bir ortam ve saygın bir müessese.”

“Leeaaaan şerefsiz! Çay parasını ne zaman getireceksin?” diye bağırdı öfkeyle bir çay ocağı çalışanı. “Borçlar Hagrid’in berbere ödediği paraları geçti yemin ediyorum!”

“Bir basilisk donu ne kadar saygınsa burası da o kadar saygın!” dedi Moody.

“Ne zamandır soracam unutuyorum” diye söze başladı Mundungus. “Hagrid, birader senin evinde ne bi klozet var ne bi tuvalet. Harbiden sen nereye yapıyosun?”

Bir anda tüm başlar Hagrid’e çevrildi. “Cidden” dedi Bill. “Tuvaletini yapmak için ta okula gitmiyosun herhalde.”

“Yasak ormana mı yapıyosun?” dedi ve anıra anıra gülmeye başladı Moody.

“Ben de hep yasak ormandaki dumanın sırrını merak etmişimdir” dedi Tonks sırıtarak.

Hagrid şaşkındı. “Bu güne kadar hiç düşünmemiştim bunu” dedi gözleri fal taşı gibi açık bir biçimde. “Ben de hayatımda bir şey eksik diyodum. Demek buymuş. Anlaşıldı neden bu kadar hayvan gibi şiştiğim. Bu güne kadar hep yiyip yiyip…”

“Oha!” dedi Bill. “Konu saptı. Konumuza dönelim.”

“Aha gene gözüm seğiriyi” dedi Moody.

“Senin bu gözün beni bitirdi be!” dedi Lupin. “Sağlık karnen var mıydı senin? SSK Devlet Hastanesine gidelim bi ara. Sihirsel Sigortalar Kurumu, Emekli Kazanı ya da Bağsur ile bi bağlantın var mı?”

“Konu sürekli sapmaya başladı” dedi Bill. “Mundungus sana söyleyeceğimiz şu. Gülüm Yadigarları nerde?”

“ ‘Ruh Emiciler İçin Emzik’ reyonumuzun hemen yanında” diye dalga geçti Mundungus. “Ben ne bileyim nerde olduğunu.”

“Yemin et” dedi Hagrid.

“Valla” diye karşılık verdi Mundungus. “Zaten dükkanda işler kesat. Birkaç arkadaşla televizyon programı yapmaya başlıyoruz bu akşam. Yapımcılar beğendi projemizi. Akşam izleyin. Oradan parayı bulunca dükkanını da kapatıyorum.”

Bill üzerinde “Diş hekimlerinin kıllandığı marka” yazan bir diş fırçasını eline alıp inceledi.

“Herifler harbi kıllandı” dedi ona bakarak Mundungus.




Akşam olmuştu. Yoldaşlık üyeleri televizyonda Mundungus’un sunacağı yarışmayı bekliyordu. Ve sonunda başlamıştı. Programın adı “Ya Varsın Ya Yoksun, İstemem Diyorsan Demek ki Toksun” idi.

“Oha hayvan” diye içinden geçirdi Moody.

Herkes televizyona odaklandı.

“Yarışmamız başlamıştır değerli izleyiciler” dedi Mundungus. Bu yarışmada büyük ödül olan beş yüz bin Galleon’u kazanmak için bir kutu seçeceksiniz. Gerisini biliyorsunuz. Acun hesabı…”

İlk yarışmacı anons edildi. Gelen kişi Voldemort’tu.

“İyi akşamlar efendim” dedi Mundungus. “Sizi tanıyalım. İsminiz Voldemort, değil mi efendim?”

“Evet öyle.”

“Ne işle meşgulsünüz.”

“Özel bir kitapta Karanlık Lordluk yapmaktayım.”

“Fevkalade! Peki efendim sanırım engelli bir vatandaşımızsınız. Yüzünüz için geçmiş olsun. Estetik ameliyat olmayı düşündünüz mü? Yoksa yarışmaya bunun için para aradığınız için mi katıldınız?”

“Sen bittin Mundungus” diye fısıldadı Voldemort. Sonra normal sesiyle devam etti. “Hayır. Paraya ihtiyacım var sadece. Geçim mücadelesi.”

“Peki öyleyse!” dedi yüksek sesle Mundungus. “Kutunuzu seçin”

“Yedi numara” dedi Voldemort.

“Sizin için özel bir anlamı var mı?” diye sordu Mundungus.

“Hayır. İçimden geldi.”

Voldemort’un açtırdığı ilk kutudan “1 Galleon” çıktı. Sonra sırasıyla “5 Galleon” ve “10 Galleon” çıktı.

Voldemort sevinçten uçuyordu. Adam cidden uçuyordu.

“Evet, Dambi Bey’in teklifi neymiş bakalım” dedi Mundungus ve telefon ile numarayı çevirdi. “Eee ehem.. Şey.. Meşgul çalıyor.”

“Lan Dumbledore açsana telefonu” diye mırıldandı Mundungus. Birkaç dakika sonra Dambi Bey telefona cevap verdi. Yüksek sesle konuştuğundan söyledikleri duyulabiliyordu.

“Ne var?” dedi Dambi Bey.

“Canlı yayındayız dingil herif!” diye söylendi Mundungus. “Telefon niye meşguldü?”

“Pizza Hut’tan iki pizza söyledim. Kanalın parası mı yok nedir? Burada sabahtan beri iki simitle duruyoruz. Midem kazındı.”

“Tamam tamam uzatma. Teklifin nedir yarışmacımız Voldemort’a?”

“Benimle evlenir misi… Öhö! Yani…”

“Öyle böyle damarın kabardı galiba!” dedi sırıtarak Mundungus. “Evet teklif nedir?”

“Teklifim şu. Bak Voldemort. Gel birlikte iş yapalım. Bırak şu mürit toplama ayaklarını. Adam ol biraz. Koca Karanlık Lord gece çöpleri karıştırıyor. Sana da yazık be aslanım. Gel yoldaşlığa katıl. Evine sıcak yemek girsin. Kendine acımıyosan Kılkuyruk’a acı. Boğazınızdan aylardır sıcak yemek geçmemiştir eminim. Ölümle karın mı doyar? Ölüm ye ölüm ye nereye kadar?”

Voldemort göz yaşlarına hakim olamıyordu. Başladı konuşmaya. Arkadan da duygusal müzik girdi. “Yıllarca suratımdan dolayı hep dışlandım. Bana beşinci sınıf insan muamelesi yaptılar. Oysa ben de isterdim topluma faydalı bir birey olabilmek. Evime haciz geldi. Sırf para için her sene Hogwarts’a gelip soytarılık yaptım. Çilingir bulamamışlar, Sırlar Odası’nın kapısını para almadan açtım. Felsefe Taşı’nın cilasını yapmak için Dumbledore ile anlaştım ama bana hırsız dediler. Üç Büyücü Turnuvası’nı izlemek için sakat halimle geldim. Harry Potter bana asasıyla ters hareket yaptı gibime gelince biraz tartaklayayım dedim ama yine olan bana oldu. Bakanlıkta kimliğimi gizleyerek temizlikçi olarak işe başladım. Esrar dairesindeki rafların tozunu alacaktım ki ‘Kehanet mehanet çalıcaksın’ dediler topluca saldırdılar. Hayatta yüzüm gülmedi. Ama Dambi Bey’in teklifine yokum!”




Son üç kutu kalmıştı kendi kutusuyla birlikte. 500 000 Galleon, 250 000 Galleon ve 15 Galleon kalmıştı. “Ali Osman açsın” dedi Voldemort.

“Yarışmanın başından beri senden büyük bi elektrik aldım” diye söze başladı Ali Osman.

“Doğaldır. İkidir buradan sersemlet büyüsünü yolluyorum” diye mırıldandı Voldemort.

“Yarışmanın başından beri büyük açıyorum ama umarım sana denk gelmez” dedi Ali Osman. “Yirmiden geriye sayalım.”

“Sayma lan! Adam gibi aç işte!” dedi Voldemort.

“Peki öyleyse” dedi Ali Osman ve açtı. 15 Galleon çıkmıştı. Voldemort parande attı.

Dambi Bey’i aradı Mundungus ve teklifi sordu. Dambi Bey konuşmaya başladı. “Teklif 30 Galleon!”

“250 000 ile 500 000 kaldı! O nasıl oluyo?” diye bağırdı Voldemort.

“Uzatma işte oğlum” dedi Dambi Bey. “Beleşe 30 Galleon. Daha ne istiyosun? Ben tereddüt etmeden alırdım.”

“Devam et koçum!” diye bağırdı izleyici bölümünden Kemal isimli bir kişi.

“Kutumu açtırmak istiyorum” dedi Voldemort bağırarak.

“Bakalım kutuda ne çıkacak” dedi Mundungus. “Ama önce yedi dakikalık bir reklam arası!”




O sırada Hogwarts’ta Ron, Harry ve Neville oturmuş etrafa bakınmaktaydı.

“Harry baksana!” dedi Ron. “Şu geçen kız yok mu, hastasıyım. Bu ne güzellik!”

“Yok lan” dedi ve çok bilmiş bir tavır takındı Harry. “O kızın gözler lensmiş, saçları boyaymış, burnu estetikmiş…”

“Oha sallama oğlum” diye tersledi Ron.

“Yok lan valla” dedi ve devam etti Harry. “Dudaklar botoksmuş, dişler takmaymış, göğüsler silikonmuş, bacaklar protezmiş…”

“Bi git şuradan ya!” dedi Ron ve başını çevirdi.

O sırada Seamus, çocuğun birine yumruk attı. “Godric’s Hollow çocuğuyum ben oğlum! Sen bittin!” diye haykırdı çocuk.

“Biz de Seherbaz Osman Paşa çocuğuyuz” dedi Seamus öfkeyle.

Bir anda içeri Snape koşarak daldı. “Ne ayaksınız?” diye sordu kaşları çatık şekilde.

Harry, üzerinde “Snape soytarı bir ölüm yiyen, pantolon yerine mini etek giyen” yazılı bir Gryffindor pankartını hemen koltuğun altına sakladı.

~~ Devamı Gelecek ~~ aLıntıdır.

_________________
Skyler Keira Knightley..
..

Skyler Keira Knightley ile Sorunu Olanın Sorunu olurum Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartsforum.turkproforum.com
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Harry Potter ve Kolpa Dünya   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Harry Potter ve Kolpa Dünya
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hogwarts Akademik Okulu :: Duyuru Panosu-
Buraya geçin: